Aylin
New member
5 Temmuz Orta Hasarlı Binalar Ne Olacak? Süreç Nereye Gidiyor?
Depremden sonra “orta hasarlı” denilen bir binada yaşayanların kafasındaki en zor soru aslında çok basit: Bu bina sonunda güçlendirilecek mi, yoksa yıkılacak mı? Özellikle 6 Şubat depremlerinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen bazı bölgelerde bu dosyaların hâlâ gündemde olması, konuyu doğal olarak forumlarda yeniden tartışmaya açıyor.
“5 Temmuz” ifadesi de bu tartışmada özel bir yere sahip. Çünkü 2024 yılında orta hasarlı binaların güçlendirme ruhsat süreci için önemli bir tarih olarak 5 Temmuz 2024 belirlenmişti. Bu tarih geçmiş durumda. Dolayısıyla bugün, yani 2026'da mesele artık “5 Temmuz'da ne olacak?” sorusundan çok, 5 Temmuz sürecinin ardından hangi binaların güçlendirme aşamasını tamamladığı, hangilerinin yıkım sürecine kaldığı ve hukuki durumun hangi aşamada olduğu sorusuna dönüşmüş durumda. Hatay Söz Gazetesi+1
5 Temmuz 2024 Neden Bu Kadar Önemliydi?
AFAD'ın 2023/8 sayılı düzenlemesinde orta hasarlı binalar genel olarak ağır hasarlı binalar gibi işleme tabi tutuldu. Ancak teknik olarak güçlendirmeye uygun olan ve gerekli şartları yerine getiren binalara güçlendirme yolu açık bırakıldı.
Bunun için kat maliklerinin gerekli çoğunluğu sağlaması, teknik ve ekonomik açıdan güçlendirmeye uygunluk raporu hazırlanması ve yapı ruhsatı alınması gerekiyordu. İlk düzenlemede ruhsat işlemleri için 5 Nisan 2024 tarihi öngörülmüşken, süreç 5 Temmuz 2024'e kadar uzatıldı. AFAD'ın açıklamasında da güçlendirme ruhsatını alan binalar için ayrıca bir yıllık güçlendirme süreci bulunduğu belirtiliyordu. AFAD+1
Buradaki kritik ayrıntı şu: 5 Temmuz tarihi, bütün orta hasarlı binaların otomatik olarak aynı gün yıkılacağı anlamına gelmiyordu. Asıl ayrım, binanın güçlendirme sürecinde gerekli ruhsat ve teknik işlemleri tamamlayıp tamamlamadığı üzerinden yapılıyordu.
Bu nedenle bugün bir binanın durumunu değerlendirirken sadece “orta hasarlıydı” demek yeterli değil. Binanın hangi tarihte ruhsat aldığı, güçlendirme projesinin onaylanıp onaylanmadığı, yapı kullanma izin belgesinin alınıp alınmadığı ve ilgili idarenin güncel kaydının ne söylediği önem taşıyor.
Orta Hasarlı Binalar İçin Genel Eğilim Ne Yönde?
Mevcut tabloya bakıldığında iki farklı yol belirginleşiyor: teknik olarak güçlendirilip yeniden kullanılabilen yapılar ve güçlendirme sürecini tamamlayamayan veya mevzuat kapsamındaki şartları yerine getiremeyen yapılar.
AFAD'ın afet sonrası iyileştirme planında da orta hasarlı yapıların güçlendirilmesi ayrı bir faaliyet alanı olarak ele alınıyor. Planda amaç, teknik ve hukuki standartlara uygun şekilde güçlendirilen yapıların yeniden kullanılabilir hale getirilmesi olarak açıklanıyor. AFAD
Öte yandan uygulamada güçlendirme sürecini tamamlamayan binaların yıkım aşamasına geçtiğine ilişkin resmi örnekler de mevcut. Örneğin Batman İl Müdürlüğü, Mart 2025'te orta hasarlı tespit edilmesine rağmen güçlendirilmediği için ağır hasarlı kabul edilen binaların yıkımına başlandığını açıkladı. Çevre Bakanlığı
Bu nedenle geleceğe yönelik en güçlü çıkarım şu olabilir: Orta hasarlı bina statüsü sonsuza kadar bekleme statüsü olarak kalmayacak. Dosyası teknik ve idari olarak tamamlanabilen yapılar güçlendirme üzerinden ilerlerken, gerekli koşulları karşılamayan yapıların yıkım veya yeniden yapım süreçlerine yönelmesi beklenebilir.
2026'dan Sonra Orta Hasarlı Binalarda Ne Beklenebilir?
Bence burada üç temel senaryoyu birbirinden ayırmak gerekiyor.
İlk senaryo, güçlendirmesi tamamlanmış binalar. Bunlarda teknik çalışmalar tamamlanmış, gerekli izinler alınmış ve yapı kullanma koşulları sağlanmışsa binanın eski “orta hasarlı” kaydının mevzuata uygun şekilde kaldırılması gündeme gelebiliyor. 2025 tarihli yönetmelikte de güçlendirmesi tamamlanan ve yapı kullanma izin belgesi alınan binalardaki hasar belirtmesinin tapudan kaldırılabilmesine ilişkin düzenleme bulunuyor. Eskişehir Ticaret Odası
İkinci senaryo, güçlendirme ruhsatı alınmış fakat işlem tamamlanmamış binalar. Burada dosyanın ayrıntıları belirleyici olacak. Çünkü düzenlemede ruhsat tarihinden itibaren güçlendirme işlemlerinin tamamlanmasına ilişkin süre öngörülüyor. Sürecin tamamlanmaması halinde yıkım hükümleri gündeme gelebiliyor. AFAD
Üçüncü senaryo ise güçlendirme sürecine hiç girmemiş veya gerekli şartları karşılayamamış binalar. Bu grupta geleceğin daha çok yıkım, yeniden yapım, hak sahipliği ve bazı durumlarda kentsel dönüşüm mekanizmaları üzerinden şekillenmesi beklenebilir.
Burada özellikle bina sahiplerinin “Nasıl olsa yıllardır bekliyoruz, bir süre daha bekleriz” yaklaşımının riskli olduğunu düşünüyorum. Çünkü mevzuatın son yıllardaki yönü belirsizliği sonsuza kadar uzatmak yerine kayıtları ve binaları bir sonuca bağlamak yönünde.
Erkekler ve Kadınlar Bu Sürece Farklı Açılardan Bakabilir mi?
Bu konuda “erkekler böyle düşünür, kadınlar şöyle düşünür” şeklinde kesin bir genelleme yapmak doğru olmaz. Ancak forumlarda görülen tartışmalarda farklı önceliklerin öne çıkabildiğini gözlemlemek mümkün.
Bazı erkek bina sahipleri veya aile üyeleri özellikle maliyet, finansman, güçlendirme projesi, müteahhit seçimi, ruhsat ve bina değerindeki değişim gibi daha stratejik başlıklara yoğunlaşabiliyor. “Güçlendirme mi daha ekonomik, yıkıp yeniden yapmak mı?”, “Arsa payı ne olacak?”, “Devlet desteği hangi yöntemde kullanılabilir?” gibi sorular bunun örnekleri.
Kadınların da içinde bulunduğu birçok aile bireyi ise tartışmayı daha fazla güvenli yaşam, çocukların psikolojisi, taşınma süreci, okul ve iş düzeninin bozulması, kira yükü ve aile büyüklerinin barınması üzerinden değerlendirebiliyor.
Bunları cinsiyete göre kesin kalıplara sokmak yerine, aslında aynı binanın farklı insanlarda farklı kaygılar oluşturduğunu görmek daha doğru. Bir bina için mühendis “taşıyıcı sistem” derken, o binada yaşayan bir anne “çocuğum gece korkuyor” diyebilir. Her iki konu da aynı derecede gerçek bir yaşam meselesidir.
Yerel Yönetimler Açısından Önümüzdeki Dönem
Önümüzdeki yıllarda belediyelerin rolünün daha da önemli hale gelmesi beklenebilir. Çünkü orta hasarlı binaların yalnızca merkezi hükümet tarafından verilen kararlarla çözülebilecek bir konu olmadığı açık.
Ruhsat, imar, güçlendirme projesi, yapı kullanma izin belgesi, yıkım ve yeni yapılaşma gibi işlemler farklı idari süreçleri içeriyor. 2025'te yayımlanan yeni hasar tespit düzenlemesinde de orta hasarlı yapıların durumuna, önceki afetlerde hasarlı olduğu tespit edilmiş binalara ve tapu kayıtlarındaki belirtmelere ilişkin ayrıntılı hükümler bulunuyor. LEXPERA+1
Bu nedenle gelecekte belediyelerin bina bazında daha güncel ve şeffaf veri sunması vatandaş açısından çok önemli olabilir.
Bir vatandaşın internetten yalnızca “orta hasarlı” yazısını görmek yerine şu bilgileri görebildiğini düşünün:
- Hasar tespit tarihi
- İtiraz sonucu
- Güçlendirme başvurusu
- Ruhsat tarihi
- Proje onay durumu
- Güçlendirme tamamlanma durumu
- Yapı kullanma izin belgesi
- Yıkım kararı bulunup bulunmadığı
Böyle bir sistem, yıllardır devam eden “Bizim bina ne olacak?” tartışmasının önemli bölümünü azaltabilir.
Küresel Deprem Eğilimleri Türkiye'yi Nasıl Etkileyebilir?
Konu yalnızca Türkiye'nin iç mevzuatıyla sınırlı değil. Dünya genelinde deprem riskinin yüksek olduğu şehirlerde eski yapı stokunun yenilenmesi giderek daha fazla önem kazanıyor. Japonya, İtalya, Şili ve Yeni Zelanda gibi ülkelerin farklı dönemlerde geliştirdiği güçlendirme ve yapı güvenliği uygulamaları Türkiye açısından da teknik açıdan takip edilebilecek örnekler oluşturuyor.
Ancak Türkiye'nin kendine özgü bir problemi var: Çok geniş bir yapı stoku, hızlı şehirleşme, farklı dönemlerde yapılmış binalar ve yüksek deprem tehlikesinin aynı anda bulunması.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca deprem sonrasında “hasarlı binayı ne yapacağız?” sorusunun değil, deprem olmadan önce hangi binanın güçlendirilmesi gerektiğini nasıl belirleyeceğiz? sorusunun da daha fazla gündeme gelmesi beklenebilir.
Bence asıl büyük değişim burada olabilir.
Gelecekte yapay zekâ destekli bina envanterleri, uydu görüntüleri, dijital yapı kayıtları ve performans analizlerinin daha fazla kullanılması şaşırtıcı olmayacaktır. Nitekim 2025 tarihli yönetmelikte bina hasar tespitinde teknolojinin kullanımına ilişkin ayrıca hüküm bulunması, bu yöndeki kurumsal yaklaşımın geliştiğini gösteriyor. LEXPERA
Ekonomik Açıdan Orta Hasarlı Binaların Geleceği
Ekonomik taraf da en az teknik taraf kadar önemli.
Güçlendirme maliyeti yüksek olabilir. Aynı zamanda bina sakinlerinin geçici olarak başka bir yerde yaşaması, kira ödemesi, proje ve ruhsat giderleri gibi ek maliyetler doğabilir. Öte yandan yıkıp yeniden yapmak da arsa, inşaat, finansman ve mülkiyet anlaşmazlıkları nedeniyle kolay bir seçenek değildir.
Burada önümüzdeki yıllarda finansman modellerinin belirleyici olması muhtemel.
AFAD'ın planlarında bina güçlendirme ayrı bir iyileştirme başlığı olarak yer alıyor. Bu, güçlendirme seçeneğinin afet sonrası politikalarda tamamen terk edilmediğini gösteriyor. AFAD
Fakat bir binanın güçlendirilebilir olması, ekonomik olarak mutlaka güçlendirilmesinin en uygun seçenek olduğu anlamına gelmez. Bunun kararını genel bir internet yorumundan ziyade bağımsız bir mühendislik incelemesi ve maliyet analizi belirlemeli.
Benim Bu Konudaki Değerlendirmem
Kişisel deneyim olarak herhangi bir orta hasarlı binada yaşadığımı veya güçlendirme sürecinden geçtiğimi söyleyemem; bu nedenle burada “ben yaşadım, gördüm” şeklinde bir deneyim iddiasında bulunmuyorum. Değerlendirmemi AFAD'ın düzenlemeleri, Bakanlık açıklamaları, yayımlanan yönetmelikler ve resmi uygulama örnekleri üzerinden yapıyorum.
Bu kaynakların ortak işaret ettiği eğilim bana şunu söylüyor:
5 Temmuz 2024, orta hasarlı binalar için bir dönüm noktasıydı; fakat bugün hâlâ “5 Temmuz'da ne olacak?” diye konuşmak yerine, binanın o tarihten sonra hangi hukuki ve teknik aşamada olduğunu sorgulamak gerekiyor.
2026 itibarıyla bir orta hasarlı bina için en önemli soru artık “orta hasarlı mı?” değil, “güçlendirme ruhsatı var mı, güçlendirme tamamlandı mı, yapı kullanma izin belgesi alındı mı ve resmi kayıtlarda bina şu anda hangi statüde?” olmalı.
Forum İçin Asıl Tartışma Burada Başlıyor
Sizce orta hasarlı binalarda önümüzdeki birkaç yılın ana çözümü güçlendirme mi, yeniden yapım mı olacak?
Peki güçlendirme maliyeti yeni bina maliyetine yaklaşıyorsa maliklerin hangi seçeneği değerlendirmesi daha gerçekçi olur?
Bir başka önemli soru da şu: Yıllardır boş veya kullanılamayan orta hasarlı binaların bulunduğu mahallelerde, yalnızca bina değil sokak ve mahalle ölçeğinde dönüşüm yapılması daha mı anlamlı hale gelecek?
Ve belki en önemlisi:
Bir binanın kaderini belirlerken ekonomik değer mi, mevcut teknik durum mu, yoksa gelecekteki deprem performansı mı daha fazla ağırlık taşımalı?
Bana göre önümüzdeki dönemde tartışmanın merkezi tam olarak buraya kayacak. Çünkü 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından orta hasarlı yapıların önemli bir bölümü için artık geçici çözümler değil, kalıcı kararlar gerekiyor.
Resmî kaynaklarda 2025 yılında bile orta hasarlı konutların “yıkım veya güçlendirme” süreçlerinin koordinasyon toplantılarında ayrıca ele alınmaya devam ettiği görülüyor. Adıyaman Afad+1 Bu da konunun tamamen kapanmadığını, ancak artık daha çok bina bazında sonuçlandırma dönemine girildiğini düşündürüyor.
Dolayısıyla “5 Temmuz orta hasarlı binalar ne olacak?” sorusunun 2026'daki en gerçekçi karşılığı şu: Tek bir cevap yok. Güçlendirmesi mevzuata uygun şekilde tamamlanan bina ile süreci tamamlamayan binanın geleceği aynı olmayacak. Bundan sonraki yıllarda yıkım, güçlendirme, yeniden yapım ve kentsel dönüşüm seçeneklerinin bina bazında birbirinden ayrışması beklenebilir.
Asıl merak edilen ise şu: Sizin bulunduğunuz yerde orta hasarlı binalar için süreç gerçekten tamamlandı mı, yoksa hâlâ yıllardır aynı belirsizlik mi devam ediyor?
Depremden sonra “orta hasarlı” denilen bir binada yaşayanların kafasındaki en zor soru aslında çok basit: Bu bina sonunda güçlendirilecek mi, yoksa yıkılacak mı? Özellikle 6 Şubat depremlerinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen bazı bölgelerde bu dosyaların hâlâ gündemde olması, konuyu doğal olarak forumlarda yeniden tartışmaya açıyor.
“5 Temmuz” ifadesi de bu tartışmada özel bir yere sahip. Çünkü 2024 yılında orta hasarlı binaların güçlendirme ruhsat süreci için önemli bir tarih olarak 5 Temmuz 2024 belirlenmişti. Bu tarih geçmiş durumda. Dolayısıyla bugün, yani 2026'da mesele artık “5 Temmuz'da ne olacak?” sorusundan çok, 5 Temmuz sürecinin ardından hangi binaların güçlendirme aşamasını tamamladığı, hangilerinin yıkım sürecine kaldığı ve hukuki durumun hangi aşamada olduğu sorusuna dönüşmüş durumda. Hatay Söz Gazetesi+1
5 Temmuz 2024 Neden Bu Kadar Önemliydi?
AFAD'ın 2023/8 sayılı düzenlemesinde orta hasarlı binalar genel olarak ağır hasarlı binalar gibi işleme tabi tutuldu. Ancak teknik olarak güçlendirmeye uygun olan ve gerekli şartları yerine getiren binalara güçlendirme yolu açık bırakıldı.
Bunun için kat maliklerinin gerekli çoğunluğu sağlaması, teknik ve ekonomik açıdan güçlendirmeye uygunluk raporu hazırlanması ve yapı ruhsatı alınması gerekiyordu. İlk düzenlemede ruhsat işlemleri için 5 Nisan 2024 tarihi öngörülmüşken, süreç 5 Temmuz 2024'e kadar uzatıldı. AFAD'ın açıklamasında da güçlendirme ruhsatını alan binalar için ayrıca bir yıllık güçlendirme süreci bulunduğu belirtiliyordu. AFAD+1
Buradaki kritik ayrıntı şu: 5 Temmuz tarihi, bütün orta hasarlı binaların otomatik olarak aynı gün yıkılacağı anlamına gelmiyordu. Asıl ayrım, binanın güçlendirme sürecinde gerekli ruhsat ve teknik işlemleri tamamlayıp tamamlamadığı üzerinden yapılıyordu.
Bu nedenle bugün bir binanın durumunu değerlendirirken sadece “orta hasarlıydı” demek yeterli değil. Binanın hangi tarihte ruhsat aldığı, güçlendirme projesinin onaylanıp onaylanmadığı, yapı kullanma izin belgesinin alınıp alınmadığı ve ilgili idarenin güncel kaydının ne söylediği önem taşıyor.
Orta Hasarlı Binalar İçin Genel Eğilim Ne Yönde?
Mevcut tabloya bakıldığında iki farklı yol belirginleşiyor: teknik olarak güçlendirilip yeniden kullanılabilen yapılar ve güçlendirme sürecini tamamlayamayan veya mevzuat kapsamındaki şartları yerine getiremeyen yapılar.
AFAD'ın afet sonrası iyileştirme planında da orta hasarlı yapıların güçlendirilmesi ayrı bir faaliyet alanı olarak ele alınıyor. Planda amaç, teknik ve hukuki standartlara uygun şekilde güçlendirilen yapıların yeniden kullanılabilir hale getirilmesi olarak açıklanıyor. AFAD
Öte yandan uygulamada güçlendirme sürecini tamamlamayan binaların yıkım aşamasına geçtiğine ilişkin resmi örnekler de mevcut. Örneğin Batman İl Müdürlüğü, Mart 2025'te orta hasarlı tespit edilmesine rağmen güçlendirilmediği için ağır hasarlı kabul edilen binaların yıkımına başlandığını açıkladı. Çevre Bakanlığı
Bu nedenle geleceğe yönelik en güçlü çıkarım şu olabilir: Orta hasarlı bina statüsü sonsuza kadar bekleme statüsü olarak kalmayacak. Dosyası teknik ve idari olarak tamamlanabilen yapılar güçlendirme üzerinden ilerlerken, gerekli koşulları karşılamayan yapıların yıkım veya yeniden yapım süreçlerine yönelmesi beklenebilir.
2026'dan Sonra Orta Hasarlı Binalarda Ne Beklenebilir?
Bence burada üç temel senaryoyu birbirinden ayırmak gerekiyor.
İlk senaryo, güçlendirmesi tamamlanmış binalar. Bunlarda teknik çalışmalar tamamlanmış, gerekli izinler alınmış ve yapı kullanma koşulları sağlanmışsa binanın eski “orta hasarlı” kaydının mevzuata uygun şekilde kaldırılması gündeme gelebiliyor. 2025 tarihli yönetmelikte de güçlendirmesi tamamlanan ve yapı kullanma izin belgesi alınan binalardaki hasar belirtmesinin tapudan kaldırılabilmesine ilişkin düzenleme bulunuyor. Eskişehir Ticaret Odası
İkinci senaryo, güçlendirme ruhsatı alınmış fakat işlem tamamlanmamış binalar. Burada dosyanın ayrıntıları belirleyici olacak. Çünkü düzenlemede ruhsat tarihinden itibaren güçlendirme işlemlerinin tamamlanmasına ilişkin süre öngörülüyor. Sürecin tamamlanmaması halinde yıkım hükümleri gündeme gelebiliyor. AFAD
Üçüncü senaryo ise güçlendirme sürecine hiç girmemiş veya gerekli şartları karşılayamamış binalar. Bu grupta geleceğin daha çok yıkım, yeniden yapım, hak sahipliği ve bazı durumlarda kentsel dönüşüm mekanizmaları üzerinden şekillenmesi beklenebilir.
Burada özellikle bina sahiplerinin “Nasıl olsa yıllardır bekliyoruz, bir süre daha bekleriz” yaklaşımının riskli olduğunu düşünüyorum. Çünkü mevzuatın son yıllardaki yönü belirsizliği sonsuza kadar uzatmak yerine kayıtları ve binaları bir sonuca bağlamak yönünde.
Erkekler ve Kadınlar Bu Sürece Farklı Açılardan Bakabilir mi?
Bu konuda “erkekler böyle düşünür, kadınlar şöyle düşünür” şeklinde kesin bir genelleme yapmak doğru olmaz. Ancak forumlarda görülen tartışmalarda farklı önceliklerin öne çıkabildiğini gözlemlemek mümkün.
Bazı erkek bina sahipleri veya aile üyeleri özellikle maliyet, finansman, güçlendirme projesi, müteahhit seçimi, ruhsat ve bina değerindeki değişim gibi daha stratejik başlıklara yoğunlaşabiliyor. “Güçlendirme mi daha ekonomik, yıkıp yeniden yapmak mı?”, “Arsa payı ne olacak?”, “Devlet desteği hangi yöntemde kullanılabilir?” gibi sorular bunun örnekleri.
Kadınların da içinde bulunduğu birçok aile bireyi ise tartışmayı daha fazla güvenli yaşam, çocukların psikolojisi, taşınma süreci, okul ve iş düzeninin bozulması, kira yükü ve aile büyüklerinin barınması üzerinden değerlendirebiliyor.
Bunları cinsiyete göre kesin kalıplara sokmak yerine, aslında aynı binanın farklı insanlarda farklı kaygılar oluşturduğunu görmek daha doğru. Bir bina için mühendis “taşıyıcı sistem” derken, o binada yaşayan bir anne “çocuğum gece korkuyor” diyebilir. Her iki konu da aynı derecede gerçek bir yaşam meselesidir.
Yerel Yönetimler Açısından Önümüzdeki Dönem
Önümüzdeki yıllarda belediyelerin rolünün daha da önemli hale gelmesi beklenebilir. Çünkü orta hasarlı binaların yalnızca merkezi hükümet tarafından verilen kararlarla çözülebilecek bir konu olmadığı açık.
Ruhsat, imar, güçlendirme projesi, yapı kullanma izin belgesi, yıkım ve yeni yapılaşma gibi işlemler farklı idari süreçleri içeriyor. 2025'te yayımlanan yeni hasar tespit düzenlemesinde de orta hasarlı yapıların durumuna, önceki afetlerde hasarlı olduğu tespit edilmiş binalara ve tapu kayıtlarındaki belirtmelere ilişkin ayrıntılı hükümler bulunuyor. LEXPERA+1
Bu nedenle gelecekte belediyelerin bina bazında daha güncel ve şeffaf veri sunması vatandaş açısından çok önemli olabilir.
Bir vatandaşın internetten yalnızca “orta hasarlı” yazısını görmek yerine şu bilgileri görebildiğini düşünün:
- Hasar tespit tarihi
- İtiraz sonucu
- Güçlendirme başvurusu
- Ruhsat tarihi
- Proje onay durumu
- Güçlendirme tamamlanma durumu
- Yapı kullanma izin belgesi
- Yıkım kararı bulunup bulunmadığı
Böyle bir sistem, yıllardır devam eden “Bizim bina ne olacak?” tartışmasının önemli bölümünü azaltabilir.
Küresel Deprem Eğilimleri Türkiye'yi Nasıl Etkileyebilir?
Konu yalnızca Türkiye'nin iç mevzuatıyla sınırlı değil. Dünya genelinde deprem riskinin yüksek olduğu şehirlerde eski yapı stokunun yenilenmesi giderek daha fazla önem kazanıyor. Japonya, İtalya, Şili ve Yeni Zelanda gibi ülkelerin farklı dönemlerde geliştirdiği güçlendirme ve yapı güvenliği uygulamaları Türkiye açısından da teknik açıdan takip edilebilecek örnekler oluşturuyor.
Ancak Türkiye'nin kendine özgü bir problemi var: Çok geniş bir yapı stoku, hızlı şehirleşme, farklı dönemlerde yapılmış binalar ve yüksek deprem tehlikesinin aynı anda bulunması.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca deprem sonrasında “hasarlı binayı ne yapacağız?” sorusunun değil, deprem olmadan önce hangi binanın güçlendirilmesi gerektiğini nasıl belirleyeceğiz? sorusunun da daha fazla gündeme gelmesi beklenebilir.
Bence asıl büyük değişim burada olabilir.
Gelecekte yapay zekâ destekli bina envanterleri, uydu görüntüleri, dijital yapı kayıtları ve performans analizlerinin daha fazla kullanılması şaşırtıcı olmayacaktır. Nitekim 2025 tarihli yönetmelikte bina hasar tespitinde teknolojinin kullanımına ilişkin ayrıca hüküm bulunması, bu yöndeki kurumsal yaklaşımın geliştiğini gösteriyor. LEXPERA
Ekonomik Açıdan Orta Hasarlı Binaların Geleceği
Ekonomik taraf da en az teknik taraf kadar önemli.
Güçlendirme maliyeti yüksek olabilir. Aynı zamanda bina sakinlerinin geçici olarak başka bir yerde yaşaması, kira ödemesi, proje ve ruhsat giderleri gibi ek maliyetler doğabilir. Öte yandan yıkıp yeniden yapmak da arsa, inşaat, finansman ve mülkiyet anlaşmazlıkları nedeniyle kolay bir seçenek değildir.
Burada önümüzdeki yıllarda finansman modellerinin belirleyici olması muhtemel.
AFAD'ın planlarında bina güçlendirme ayrı bir iyileştirme başlığı olarak yer alıyor. Bu, güçlendirme seçeneğinin afet sonrası politikalarda tamamen terk edilmediğini gösteriyor. AFAD
Fakat bir binanın güçlendirilebilir olması, ekonomik olarak mutlaka güçlendirilmesinin en uygun seçenek olduğu anlamına gelmez. Bunun kararını genel bir internet yorumundan ziyade bağımsız bir mühendislik incelemesi ve maliyet analizi belirlemeli.
Benim Bu Konudaki Değerlendirmem
Kişisel deneyim olarak herhangi bir orta hasarlı binada yaşadığımı veya güçlendirme sürecinden geçtiğimi söyleyemem; bu nedenle burada “ben yaşadım, gördüm” şeklinde bir deneyim iddiasında bulunmuyorum. Değerlendirmemi AFAD'ın düzenlemeleri, Bakanlık açıklamaları, yayımlanan yönetmelikler ve resmi uygulama örnekleri üzerinden yapıyorum.
Bu kaynakların ortak işaret ettiği eğilim bana şunu söylüyor:
5 Temmuz 2024, orta hasarlı binalar için bir dönüm noktasıydı; fakat bugün hâlâ “5 Temmuz'da ne olacak?” diye konuşmak yerine, binanın o tarihten sonra hangi hukuki ve teknik aşamada olduğunu sorgulamak gerekiyor.
2026 itibarıyla bir orta hasarlı bina için en önemli soru artık “orta hasarlı mı?” değil, “güçlendirme ruhsatı var mı, güçlendirme tamamlandı mı, yapı kullanma izin belgesi alındı mı ve resmi kayıtlarda bina şu anda hangi statüde?” olmalı.
Forum İçin Asıl Tartışma Burada Başlıyor
Sizce orta hasarlı binalarda önümüzdeki birkaç yılın ana çözümü güçlendirme mi, yeniden yapım mı olacak?
Peki güçlendirme maliyeti yeni bina maliyetine yaklaşıyorsa maliklerin hangi seçeneği değerlendirmesi daha gerçekçi olur?
Bir başka önemli soru da şu: Yıllardır boş veya kullanılamayan orta hasarlı binaların bulunduğu mahallelerde, yalnızca bina değil sokak ve mahalle ölçeğinde dönüşüm yapılması daha mı anlamlı hale gelecek?
Ve belki en önemlisi:
Bir binanın kaderini belirlerken ekonomik değer mi, mevcut teknik durum mu, yoksa gelecekteki deprem performansı mı daha fazla ağırlık taşımalı?
Bana göre önümüzdeki dönemde tartışmanın merkezi tam olarak buraya kayacak. Çünkü 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından orta hasarlı yapıların önemli bir bölümü için artık geçici çözümler değil, kalıcı kararlar gerekiyor.
Resmî kaynaklarda 2025 yılında bile orta hasarlı konutların “yıkım veya güçlendirme” süreçlerinin koordinasyon toplantılarında ayrıca ele alınmaya devam ettiği görülüyor. Adıyaman Afad+1 Bu da konunun tamamen kapanmadığını, ancak artık daha çok bina bazında sonuçlandırma dönemine girildiğini düşündürüyor.
Dolayısıyla “5 Temmuz orta hasarlı binalar ne olacak?” sorusunun 2026'daki en gerçekçi karşılığı şu: Tek bir cevap yok. Güçlendirmesi mevzuata uygun şekilde tamamlanan bina ile süreci tamamlamayan binanın geleceği aynı olmayacak. Bundan sonraki yıllarda yıkım, güçlendirme, yeniden yapım ve kentsel dönüşüm seçeneklerinin bina bazında birbirinden ayrışması beklenebilir.
Asıl merak edilen ise şu: Sizin bulunduğunuz yerde orta hasarlı binalar için süreç gerçekten tamamlandı mı, yoksa hâlâ yıllardır aynı belirsizlik mi devam ediyor?