Aylin
New member
Amerika’nın Türkiye’de Neden Üssü Var? Sadece Askerî Bir Mesele Değil
Türkiye’de yaşayan biri olarak zaman zaman insanın aklına şu soru geliyor: “Amerika’nın Türkiye’de neden askerî üssü var?” Özellikle İncirlik’in adı gündeme geldiğinde konu bir anda NATO’dan, Soğuk Savaş’tan, Orta Doğu’daki savaşlardan, nükleer silahlardan ve Türkiye-ABD ilişkilerinden söz edilen çok daha büyük bir tartışmaya dönüşüyor.
Ben bu konuyu araştırırken en dikkat çekici noktanın, “Amerika Türkiye’de üs kurdu” şeklindeki basit anlatının aslında gerçeği tam olarak açıklamadığını düşündüm. Çünkü mesele yalnızca Washington’ın Türkiye’de asker bulundurmak istemesi değil. Aynı zamanda Türkiye’nin Soğuk Savaş döneminde güvenlik arayışı, NATO’nun güney kanadının savunulması, Türkiye’nin coğrafi konumu ve iki ülke arasındaki karşılıklı askerî anlaşmalarla ilgili.
Üstelik Türkiye’deki Amerikan askerî varlığını anlamak için sadece Amerikan veya Türk bakış açısına bakmak da yeterli değil. Avrupa’nın, Rusya’nın, Orta Doğu toplumlarının ve hatta farklı toplumsal grupların bu varlığa yüklediği anlamlar birbirinden oldukça farklı olabiliyor.
Peki bu üs neden Türkiye’de? Ve 1950’lerde ortaya çıkan bu askerî düzen bugün hâlâ neden önem taşıyor?
Soğuk Savaş: Hikâyenin Başlangıç Noktası
İncirlik’in hikâyesini anlamanın en önemli anahtarı Soğuk Savaş’tır.
II. Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği arasındaki rekabet dünya siyasetinin temel eksenlerinden biri hâline geldi. Türkiye ise Sovyetler Birliği ile sınırı bulunan, Karadeniz’e ve Boğazlara sahip, Balkanlar ile Orta Doğu arasında bulunan stratejik bir ülkeydi.
Türkiye 18 Şubat 1952’de NATO’ya katıldı. NATO’nun kendi tarih anlatımında da Türkiye’nin üyeliğinin temel nedenlerinden biri Sovyet baskısı ve ittifakın güneydoğu kanadının güçlendirilmesi olarak açıklanıyor. Türkiye açısından NATO üyeliği yalnızca askerî bir tercih değil, Batı dünyasıyla siyasi ve stratejik bağlarını güçlendiren bir tercih olarak da değerlendirildi.
NATO
+1
İncirlik Üssü’nün inşasına ise 1951’de başlandı. ABD Hava Kuvvetleri başlangıçta burayı orta ve ağır bombardıman uçakları için acil konuşlanma ve ikmal alanı olarak planlamıştı. Türkiye ile ABD arasındaki ortak kullanım anlaşması Aralık 1954’te imzalandı ve tesis 1955’te Adana Hava Üssü olarak resmen faaliyete geçti. 1958’de ise İncirlik Hava Üssü adını aldı.
İncirlik Havaüssü
+1
Dolayısıyla “Amerika neden Türkiye’de üs kurdu?” sorusunun ilk cevabı aslında oldukça nettir:
Çünkü Soğuk Savaş sırasında Türkiye, Sovyetler Birliği’ne karşı NATO’nun güneydoğu hattında son derece önemli bir konuma sahipti.
Ama hikâye burada bitmiyor.
Türkiye’nin Coğrafyası Neden Bu Kadar Önemli?
Haritaya baktığımızda İncirlik’in neden önemli olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz.
Türkiye Avrupa ile Asya arasında bulunuyor. Karadeniz, Akdeniz, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu birbirine Türkiye üzerinden bağlanıyor. NATO da Türkiye’nin bu coğrafi konumunu açıkça stratejik bir avantaj olarak tanımlıyor.
NATO
Bu durum Türkiye’yi yalnızca Amerika için değil, Rusya, Avrupa ülkeleri ve Orta Doğu’daki aktörler açısından da önemli kılıyor.
Amerikan bakış açısından Türkiye’deki askerî altyapı, Avrupa’daki NATO savunması ile Orta Doğu’daki operasyonlar arasında lojistik ve stratejik bir bağlantı sağlayabiliyor. Nitekim İncirlik, Soğuk Savaş’tan Körfez Savaşı’na, Irak operasyonlarından IŞİD’e karşı yürütülen koalisyon faaliyetlerine kadar farklı dönemlerde kullanıldı.
İncirlik Havaüssü
+1
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Türkiye’deki Amerikan askerî varlığı yalnızca “Amerika’nın kendi çıkarları” üzerinden açıklanamaz. Türkiye de bu altyapının karşılığında NATO üyeliğinin sağladığı güvenlik mimarisinden yararlanmayı amaçladı.
Yani ortada tek taraflı bir ilişki değil, zaman zaman ciddi anlaşmazlıklarla birlikte devam eden karşılıklı stratejik çıkarlar bulunuyor.
İncirlik Sadece Savaş İçin mi Kullanıldı?
İncirlik denildiğinde çoğu kişinin aklına doğrudan savaş uçakları geliyor. Oysa üssün tarihinde insani yardım faaliyetleri de bulunuyor.
1991 Körfez Savaşı sonrasında Kuzey Irak’taki Kürt nüfusun yaşadığı büyük insani kriz sırasında İncirlik, ABD'nin yardım operasyonlarında önemli bir lojistik merkez hâline geldi. ABD Hava Kuvvetleri kayıtlarına göre buradan gıda, barınma ve diğer yardım malzemelerinin ulaştırılması için hava operasyonları gerçekleştirildi.
İncirlik Havaüssü
Benzer şekilde Pakistan’daki 2005 depremi sonrasında NATO ve Birleşmiş Milletler bağlantılı yardım faaliyetlerinde de İncirlik kullanıldı.
İncirlik Havaüssü
Bu örnekler bize askerî üs kavramının tek boyutlu olmadığını gösteriyor. Bir askerî altyapı savaş hazırlığı için kullanılabileceği gibi kriz zamanlarında insani yardım, tahliye ve lojistik faaliyetler için de kullanılabiliyor.
Ancak bu durum elbette üssün askerî niteliğini ortadan kaldırmıyor. Tam tersine, aynı altyapının farklı amaçlarla kullanılabilmesi onun stratejik değerini artırıyor.
Türk Toplumunun Bakışı Neden Amerikan Bakışından Farklı?
Türkiye’de bu konuya yaklaşımın tek tip olduğunu söylemek mümkün değil.
Bir kesim için Amerikan askerî varlığı NATO ittifakının doğal bir sonucu. Bu bakış açısına göre Türkiye, çevresindeki savaşlar ve jeopolitik gerilimler nedeniyle güçlü ittifaklara ihtiyaç duyuyor.
Başka bir kesim ise Türkiye’nin kendi savunma kapasitesini geliştirmesi gerektiğini ve yabancı askerî varlığının ülkenin stratejik bağımsızlığı açısından sorgulanması gerektiğini düşünüyor.
Bu farklılık sadece siyasi görüşlerle açıklanamaz. Kuşakların yaşadığı tarihsel deneyimler de önemli.
Soğuk Savaş dönemini yaşayan bir Türk vatandaşı için Sovyet tehdidi ve NATO çok gerçek güvenlik meseleleri olabilirken, 2000’li yıllarda büyüyen bir genç için Amerika daha çok Irak Savaşı, Afganistan, Suriye ve Orta Doğu politikaları üzerinden değerlendirilebilir.
Dolayısıyla aynı üs, farklı kuşakların zihninde farklı anlamlar taşıyabilir.
Amerikan Toplumunda Bu Üs Nasıl Görülebilir?
Amerikan toplumunun tamamının Türkiye’deki askerî varlık konusunda aynı düşünceye sahip olduğunu varsaymak da doğru olmaz.
Amerikan güvenlik perspektifinde Türkiye, NATO üyesi ve stratejik konuma sahip bir müttefik olarak değerlendirilir. İncirlik’in tarihine ilişkin ABD Hava Kuvvetleri kaynakları da üssün özellikle NATO’nun güney kanadındaki operasyonlar açısından önemini vurguluyor.
İncirlik Havaüssü
+1
Fakat sıradan bir Amerikan vatandaşı açısından mesele çok daha farklı olabilir.
Amerika’da yaşayan biri için Türkiye’deki bir üs, haritada uzak bir askerî tesis anlamına gelebilir. Türkiye’de yaşayan biri içinse aynı tesis bulunduğu şehrin ekonomisini, güvenlik algısını, uluslararası ilişkileri ve hatta günlük yaşamı etkileyebilecek bir unsur olabilir.
Burada kültürel bir fark ortaya çıkıyor: Devletler olayları çoğunlukla stratejik çıkarlar üzerinden değerlendirirken, toplumlar olayları günlük deneyimler üzerinden anlamlandırıyor.
Avrupa’nın Bakışı: NATO’nun Güneydoğu Kanadı
Avrupa açısından Türkiye’deki Amerikan askerî varlığını yalnızca ABD-Türkiye ilişkisi olarak görmek eksik kalır.
NATO kolektif savunma mantığıyla çalışan bir ittifak. Türkiye’nin 1952’de NATO’ya katılması, ittifakın güneydoğu kanadının güçlendirilmesi açısından önemliydi.
NATO
Bu nedenle İncirlik gibi tesislerin anlamı Washington ile Ankara arasındaki ikili ilişkilerden daha geniş.
Örneğin Türkiye ile ABD arasında ciddi siyasi anlaşmazlıklar yaşandığında bile NATO çerçevesindeki askerî ilişkiler tamamen ortadan kalkmadı. 1970’lerde Kıbrıs meselesi nedeniyle ilişkiler ciddi şekilde gerildiğinde bile İncirlik ve İzmir gibi tesisler NATO misyonları nedeniyle farklı bir statüde tutuldu. 1980’de imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması ise askerî işbirliğini yeniden düzenledi.
İncirlik Havaüssü
Bu durum önemli bir gerçeği gösteriyor:
Türkiye-ABD ilişkileri kötüleşebilir; fakat stratejik coğrafya bir anda ortadan kalkmaz.
Orta Doğu Toplumları Açısından Mesele Daha Farklı
Türkiye’deki Amerikan askerî varlığının anlamı Irak, Suriye, İran ve diğer Orta Doğu toplumları açısından Türkiye’de olduğundan farklı algılanabilir.
Örneğin Irak Savaşı sonrasında Amerika’nın bölgedeki askerî varlığına yönelik eleştiriler yoğunlaştı. Türkiye’de de 2003 yılında ABD askerlerinin Türkiye üzerinden Irak’a geçmesine ilişkin tartışmalar ciddi bir toplumsal mesele hâline geldi.
Burada toplumların tarihsel hafızası devreye giriyor.
Amerikalılar için bir askerî operasyon “terörle mücadele”, “istikrar” veya “ittifak yükümlülüğü” şeklinde anlatılabilirken, operasyonun gerçekleştiği ülkedeki insanlar bunu işgal, egemenlik kaybı veya dış müdahale olarak görebilir.
Aynı olayın iki farklı toplumda tamamen farklı duygular yaratması uluslararası siyasetin en zor taraflarından biri.
Bu yüzden “Amerika neden burada?” sorusunun cevabı kadar “Buradaki insanlar Amerika’nın varlığını nasıl deneyimliyor?” sorusu da önem taşıyor.
Kadınlar ve Erkekler Konuyu Aynı Şekilde mi Değerlendiriyor?
Bu konuda kadınlar ve erkekler arasında kesin ve değişmez bir ayrım varmış gibi konuşmak doğru olmaz. “Erkekler askerî konularla, kadınlar toplumsal ilişkilerle ilgilenir” şeklindeki klişe hem bilimsel açıdan sorunlu hem de bireysel farklılıkları görmezden geliyor.
Bununla birlikte toplumsal rollerin bazı eğilimleri etkileyebildiği söylenebilir.
Bazı toplumlarda erkeklerden bireysel başarı, kariyer, güç ve rekabet gibi alanlarda daha fazla performans göstermeleri beklenirken; kadınlardan aile ilişkileri, sosyal bağlar ve toplumsal sorumluluklarla daha fazla ilgilenmeleri beklenebiliyor. Fakat bu, biyolojik veya evrensel bir kural değil; kültürlerin insanlara yüklediği rollerle yakından ilişkili.
Bu ayrımı Türkiye-ABD askerî ilişkilerine uyguladığımızda ilginç bir sonuç ortaya çıkıyor.
Bir erkek, örneğin konuyu “Türkiye'nin askerî kapasitesi ne kadar?”, “ABD'nin bölgedeki hava gücü ne?”, “NATO'nun caydırıcılığı nasıl çalışıyor?” soruları üzerinden değerlendirebilir.
Başka bir erkek ise üs çevresindeki ekonomik hayatı ve yerel toplumu öncelikli görebilir. Aynı şekilde bir kadın stratejik dengelerle son derece yakından ilgilenebilirken, başka bir kadın konunun aileler, göç, eğitim, yerel ekonomi veya kültürel ilişkiler üzerindeki etkisini daha önemli bulabilir.
Dolayısıyla burada yapılabilecek en sağlıklı yorum, toplumsal rollerin konuya bakış biçimlerini etkileyebileceği, ancak cinsiyetin tek başına düşünce biçimini belirlemediğidir.
Bence asıl ilginç olan da bu. Güvenlik politikası sadece generallerin, diplomatların ve siyasetçilerin konusu değildir. Bir üssün çevresinde yaşayan ailelerin, çalışanların, öğrencilerin ve farklı toplumsal grupların deneyimleri de güvenlik kavramının parçasıdır.
İncirlik Türkiye İçin Avantaj mı, Risk mi?
Bu soruya tek kelimelik cevap vermek oldukça zor.
Avantaj tarafından bakarsak Türkiye, NATO'nun önemli üyelerinden biri olarak güçlü bir askerî ittifakın içinde bulunuyor. ABD ile askerî işbirliği istihbarat, lojistik, eğitim ve savunma alanlarında Türkiye'ye belirli imkânlar sağlayabiliyor.
Ayrıca Türkiye'nin coğrafi konumu sayesinde bölgesel krizlerde diplomatik ağırlığı artabiliyor.
Risk tarafından bakarsak ise Türkiye'nin ABD'nin bölgedeki politikalarıyla aynı çizgide görünmesi bazı durumlarda Ankara'nın komşularıyla ilişkilerini zorlaştırabiliyor. Ayrıca ABD'nin Orta Doğu'daki operasyonlarının Türkiye'deki askerî tesislerle bağlantılı görülmesi toplumdaki tartışmaları daha da büyütebiliyor.
Bu nedenle İncirlik'i sadece “faydalı” veya “zararlı” olarak sınıflandırmak bana göre yetersiz.
Daha doğru soru şu olabilir:
Türkiye, kendi ulusal çıkarlarını koruyarak bu stratejik işbirliğinden ne kadar yararlanabiliyor?
Üs Meselesinde Egemenlik Tartışması
Türkiye’de yabancı askerî üs konusu tartışılırken “egemenlik” kelimesi sıkça kullanılıyor.
Burada hukuki ve siyasi ayrımı yapmak gerekiyor. İncirlik, Türkiye'den bağımsız bir Amerikan toprağı değildir. Üssün kullanımı Türkiye ile ABD arasındaki anlaşmalar ve Türkiye'nin NATO üyeliği çerçevesindeki düzenlemeler üzerinden yürütülür. Nitekim 1954 tarihli ortak kullanım anlaşması bunun temel tarihsel örneklerinden biridir.
İncirlik Havaüssü
+1
Dolayısıyla “Amerika Türkiye'de kendi toprağına sahip” şeklindeki basit ifade doğru bir çerçeve oluşturmaz.
Bununla birlikte egemenlik tartışması yine de tamamen anlamsız değildir. Çünkü bir ülkenin topraklarındaki yabancı askerî faaliyetlerin kapsamı, siyasi karar alma süreçleri ve kullanım şartları kamuoyunda doğal olarak tartışılır.
Demokratik toplumlarda bu tartışmanın yapılması da aslında sağlıklı bir şeydir.
Soğuk Savaş Bitti, Peki Neden İncirlik Hâlâ Önemli?
İlk bakışta bu gerçekten çelişkili görünüyor.
Sovyetler Birliği 1991’de dağıldı. Soğuk Savaş sona erdi. Buna rağmen İncirlik önemini tamamen kaybetmedi.
Çünkü tehditler değişti.
Soğuk Savaş döneminde ana tehdit Sovyetler Birliği idi. Daha sonra Irak, bölgesel savaşlar, terör örgütleri, Suriye krizi ve Orta Doğu'daki istikrarsızlıklar öne çıktı.
ABD Hava Kuvvetleri kayıtları İncirlik'in Körfez Savaşı, Kuzey Irak operasyonları ve daha sonraki koalisyon faaliyetlerinde kullanıldığını gösteriyor. 2015'te IŞİD'e karşı yürütülen Operation Inherent Resolve kapsamında da İncirlik'ten farklı NATO ve koalisyon ülkelerinin faaliyetleri desteklendi.
İncirlik Havaüssü
+1
Yani üs aynı kalırken dünyanın siyasi haritası değişti.
Bence İncirlik'in hikâyesindeki en dikkat çekici noktalardan biri de bu: Askerî altyapı uzun ömürlü olabilir, fakat o altyapının gerekçesi zaman içinde değişebilir.
Farklı Kültürlerin Aynı Üsse Bakışı
Türk toplumu için İncirlik, egemenlik ve dış politika tartışmalarını beraberinde getirebilir.
Amerikan toplumu için İncirlik, NATO müttefikiyle ortak askerî operasyonların yürütüldüğü stratejik bir tesis olarak görülebilir.
Avrupalı NATO üyeleri için Türkiye'nin güneydoğu kanadındaki stratejik konumu öne çıkabilir.
Orta Doğu toplumları için ise mesele çoğu zaman Amerikan müdahaleciliği, bölgesel savaşlar ve güç dengeleri üzerinden okunabilir.
Rusya açısından ise Türkiye'nin NATO üyeliği ve ABD askerî altyapısının Türkiye'deki varlığı, Karadeniz ve güney sınırları açısından daha farklı bir stratejik çerçevede değerlendirilebilir.
Aynı binaya bakan beş insanın beş farklı hikâye görmesi gibi bir durum söz konusu.
Bu nedenle uluslararası ilişkilerde yalnızca “kim güçlü?” sorusuna değil, “kim bu gücü nasıl deneyimliyor?” sorusuna da bakmak gerekiyor.
Benim Çıkardığım Sonuç: Mesele Amerika’dan Çok Jeopolitik
Benim bu konudaki değerlendirmem şu yönde: Türkiye'deki Amerikan askerî varlığını yalnızca Amerika'nın Türkiye üzerindeki etkisi şeklinde okumak büyük resmi kaçırmamıza neden oluyor.
Asıl mesele Türkiye'nin bulunduğu coğrafya.
Türkiye; Avrupa, Balkanlar, Kafkasya, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'nun kesişiminde bulunuyor. Bu nedenle büyük güçlerin Türkiye'yle ilgilenmesi yeni bir olay değil. Osmanlı döneminden Cumhuriyet dönemine kadar farklı güçler Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın stratejik önemine dikkat etti.
ABD'nin Türkiye'deki askerî varlığı da bu uzun jeopolitik hikâyenin Soğuk Savaş sonrasında aldığı biçimlerden biri.
Üstelik Türkiye de pasif bir aktör değil. NATO üyeliğini kendi güvenlik çıkarları doğrultusunda kullanan, ABD ile zaman zaman işbirliği yapan, zaman zaman sert anlaşmazlıklar yaşayan ve kendi savunma kapasitesini geliştirmeye çalışan bir ülke.
Bu nedenle ilişkiyi “Amerika Türkiye'yi kullanıyor” veya “Türkiye Amerika'nın müttefiki olduğu için her şeyi kabul ediyor” gibi tek cümlelik açıklamalarla anlatmak bana gerçekçi gelmiyor.
Gerçek çok daha karmaşık.
Sonuç: İncirlik Bize Aslında Ne Anlatıyor?
Amerika'nın Türkiye'de askerî üs bulundurmasının temel tarihsel nedeni Soğuk Savaş dönemindeki stratejik ihtiyaçlardı. Türkiye'nin NATO'ya katılması, Sovyetler Birliği'ne karşı güneydoğu kanadının güçlendirilmesi ve Türkiye'nin Avrupa ile Orta Doğu arasındaki coğrafi konumu İncirlik'in ortaya çıkmasında belirleyici oldu.
NATO
+1
Fakat İncirlik'in öyküsü 1950'lerde başlamış olsa da 1950'lerde kalmadı. Körfez Savaşı, Irak, Kuzey Irak'taki insani krizler, NATO operasyonları ve IŞİD'e karşı mücadele gibi farklı dönemlerde yeni anlamlar kazandı.
İncirlik Havaüssü
+1
Bence bugün asıl sorulması gereken soru “Amerika Türkiye'den ne istiyor?” kadar “Türkiye bu ilişkiden ne kazanıyor, ne kaybediyor ve hangi şartlarda kendi çıkarlarını koruyabiliyor?” sorusudur.
Ve belki daha önemlisi:
Bir ülkenin güvenliğini başka ülkelerle kurduğu ittifaklar mı güçlendirir, yoksa uzun vadede kendi askerî ve teknolojik kapasitesini geliştirmesi mi daha önemlidir?
Türkiye NATO içinde kalırken ABD ile ne kadar yakın olmalı?
Bir askerî üssün bulunduğu ülkenin toplumuyla o üssü kullanan ülkenin toplumu aynı olaya neden bu kadar farklı anlamlar yükleyebiliyor?
Ve güvenlik dediğimiz şey yalnızca tanklar, uçaklar ve füzelerden mi ibaret, yoksa insanların ekonomik ve sosyal güvenliği de bunun bir parçası mı?
Bence İncirlik tartışmasını değerli yapan da tam olarak bu sorular. Çünkü konu aslında tek bir Amerikan üssünden ibaret değil. Türkiye'nin dünyadaki yeri, NATO'nun geleceği, ABD'nin Orta Doğu politikası, Rusya'nın bölgesel gücü, Avrupa'nın güvenliği ve Türk toplumunun egemenlik anlayışı aynı noktada kesişiyor.
Bu yüzden İncirlik'e yalnızca bir askerî tesis olarak değil, Türkiye'nin yaklaşık yetmiş yıldır devam eden küresel güç dengeleri içindeki konumunun somut bir sembolü olarak bakmak daha anlamlı görünüyor.
Kaynaklar ve dayanaklar:
NATO'nun Türkiye'nin NATO üyeliği ve ittifaktaki stratejik konumuna ilişkin tarihçe ve resmî açıklamaları.
NATO
+1
ABD Hava Kuvvetleri'nin İncirlik Hava Üssü tarihçesi; kuruluş, Türkiye-ABD ortak kullanımı, Soğuk Savaş, Körfez Savaşı, insani yardım ve sonraki operasyonlara ilişkin tarihsel kayıtlar.
İncirlik Havaüssü
+1
İncirlik Hava Üssü'nün 1955'te faaliyete geçişi ve Türkiye ile ABD arasındaki ortak kullanım sürecine ilişkin ABD Hava Kuvvetleri tarihçesi.
İncirlik Havaüssü
1970'ler ve 1980'lerde Türkiye-ABD askerî ilişkilerinin değişimi ve 1980 Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması hakkında ABD Hava Kuvvetleri kaydı.
İncirlik Havaüssü
İncirlik'in 2015 sonrası koalisyon operasyonlarındaki rolüne ilişkin ABD Hava Kuvvetleri tarihçesi.
İncirlik Havaüssü
Türkiye’de yaşayan biri olarak zaman zaman insanın aklına şu soru geliyor: “Amerika’nın Türkiye’de neden askerî üssü var?” Özellikle İncirlik’in adı gündeme geldiğinde konu bir anda NATO’dan, Soğuk Savaş’tan, Orta Doğu’daki savaşlardan, nükleer silahlardan ve Türkiye-ABD ilişkilerinden söz edilen çok daha büyük bir tartışmaya dönüşüyor.
Ben bu konuyu araştırırken en dikkat çekici noktanın, “Amerika Türkiye’de üs kurdu” şeklindeki basit anlatının aslında gerçeği tam olarak açıklamadığını düşündüm. Çünkü mesele yalnızca Washington’ın Türkiye’de asker bulundurmak istemesi değil. Aynı zamanda Türkiye’nin Soğuk Savaş döneminde güvenlik arayışı, NATO’nun güney kanadının savunulması, Türkiye’nin coğrafi konumu ve iki ülke arasındaki karşılıklı askerî anlaşmalarla ilgili.
Üstelik Türkiye’deki Amerikan askerî varlığını anlamak için sadece Amerikan veya Türk bakış açısına bakmak da yeterli değil. Avrupa’nın, Rusya’nın, Orta Doğu toplumlarının ve hatta farklı toplumsal grupların bu varlığa yüklediği anlamlar birbirinden oldukça farklı olabiliyor.
Peki bu üs neden Türkiye’de? Ve 1950’lerde ortaya çıkan bu askerî düzen bugün hâlâ neden önem taşıyor?
Soğuk Savaş: Hikâyenin Başlangıç Noktası
İncirlik’in hikâyesini anlamanın en önemli anahtarı Soğuk Savaş’tır.
II. Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği arasındaki rekabet dünya siyasetinin temel eksenlerinden biri hâline geldi. Türkiye ise Sovyetler Birliği ile sınırı bulunan, Karadeniz’e ve Boğazlara sahip, Balkanlar ile Orta Doğu arasında bulunan stratejik bir ülkeydi.
Türkiye 18 Şubat 1952’de NATO’ya katıldı. NATO’nun kendi tarih anlatımında da Türkiye’nin üyeliğinin temel nedenlerinden biri Sovyet baskısı ve ittifakın güneydoğu kanadının güçlendirilmesi olarak açıklanıyor. Türkiye açısından NATO üyeliği yalnızca askerî bir tercih değil, Batı dünyasıyla siyasi ve stratejik bağlarını güçlendiren bir tercih olarak da değerlendirildi.
NATO
+1
İncirlik Üssü’nün inşasına ise 1951’de başlandı. ABD Hava Kuvvetleri başlangıçta burayı orta ve ağır bombardıman uçakları için acil konuşlanma ve ikmal alanı olarak planlamıştı. Türkiye ile ABD arasındaki ortak kullanım anlaşması Aralık 1954’te imzalandı ve tesis 1955’te Adana Hava Üssü olarak resmen faaliyete geçti. 1958’de ise İncirlik Hava Üssü adını aldı.
İncirlik Havaüssü
+1
Dolayısıyla “Amerika neden Türkiye’de üs kurdu?” sorusunun ilk cevabı aslında oldukça nettir:
Çünkü Soğuk Savaş sırasında Türkiye, Sovyetler Birliği’ne karşı NATO’nun güneydoğu hattında son derece önemli bir konuma sahipti.
Ama hikâye burada bitmiyor.
Türkiye’nin Coğrafyası Neden Bu Kadar Önemli?
Haritaya baktığımızda İncirlik’in neden önemli olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz.
Türkiye Avrupa ile Asya arasında bulunuyor. Karadeniz, Akdeniz, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu birbirine Türkiye üzerinden bağlanıyor. NATO da Türkiye’nin bu coğrafi konumunu açıkça stratejik bir avantaj olarak tanımlıyor.
NATO
Bu durum Türkiye’yi yalnızca Amerika için değil, Rusya, Avrupa ülkeleri ve Orta Doğu’daki aktörler açısından da önemli kılıyor.
Amerikan bakış açısından Türkiye’deki askerî altyapı, Avrupa’daki NATO savunması ile Orta Doğu’daki operasyonlar arasında lojistik ve stratejik bir bağlantı sağlayabiliyor. Nitekim İncirlik, Soğuk Savaş’tan Körfez Savaşı’na, Irak operasyonlarından IŞİD’e karşı yürütülen koalisyon faaliyetlerine kadar farklı dönemlerde kullanıldı.
İncirlik Havaüssü
+1
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Türkiye’deki Amerikan askerî varlığı yalnızca “Amerika’nın kendi çıkarları” üzerinden açıklanamaz. Türkiye de bu altyapının karşılığında NATO üyeliğinin sağladığı güvenlik mimarisinden yararlanmayı amaçladı.
Yani ortada tek taraflı bir ilişki değil, zaman zaman ciddi anlaşmazlıklarla birlikte devam eden karşılıklı stratejik çıkarlar bulunuyor.
İncirlik Sadece Savaş İçin mi Kullanıldı?
İncirlik denildiğinde çoğu kişinin aklına doğrudan savaş uçakları geliyor. Oysa üssün tarihinde insani yardım faaliyetleri de bulunuyor.
1991 Körfez Savaşı sonrasında Kuzey Irak’taki Kürt nüfusun yaşadığı büyük insani kriz sırasında İncirlik, ABD'nin yardım operasyonlarında önemli bir lojistik merkez hâline geldi. ABD Hava Kuvvetleri kayıtlarına göre buradan gıda, barınma ve diğer yardım malzemelerinin ulaştırılması için hava operasyonları gerçekleştirildi.
İncirlik Havaüssü
Benzer şekilde Pakistan’daki 2005 depremi sonrasında NATO ve Birleşmiş Milletler bağlantılı yardım faaliyetlerinde de İncirlik kullanıldı.
İncirlik Havaüssü
Bu örnekler bize askerî üs kavramının tek boyutlu olmadığını gösteriyor. Bir askerî altyapı savaş hazırlığı için kullanılabileceği gibi kriz zamanlarında insani yardım, tahliye ve lojistik faaliyetler için de kullanılabiliyor.
Ancak bu durum elbette üssün askerî niteliğini ortadan kaldırmıyor. Tam tersine, aynı altyapının farklı amaçlarla kullanılabilmesi onun stratejik değerini artırıyor.
Türk Toplumunun Bakışı Neden Amerikan Bakışından Farklı?
Türkiye’de bu konuya yaklaşımın tek tip olduğunu söylemek mümkün değil.
Bir kesim için Amerikan askerî varlığı NATO ittifakının doğal bir sonucu. Bu bakış açısına göre Türkiye, çevresindeki savaşlar ve jeopolitik gerilimler nedeniyle güçlü ittifaklara ihtiyaç duyuyor.
Başka bir kesim ise Türkiye’nin kendi savunma kapasitesini geliştirmesi gerektiğini ve yabancı askerî varlığının ülkenin stratejik bağımsızlığı açısından sorgulanması gerektiğini düşünüyor.
Bu farklılık sadece siyasi görüşlerle açıklanamaz. Kuşakların yaşadığı tarihsel deneyimler de önemli.
Soğuk Savaş dönemini yaşayan bir Türk vatandaşı için Sovyet tehdidi ve NATO çok gerçek güvenlik meseleleri olabilirken, 2000’li yıllarda büyüyen bir genç için Amerika daha çok Irak Savaşı, Afganistan, Suriye ve Orta Doğu politikaları üzerinden değerlendirilebilir.
Dolayısıyla aynı üs, farklı kuşakların zihninde farklı anlamlar taşıyabilir.
Amerikan Toplumunda Bu Üs Nasıl Görülebilir?
Amerikan toplumunun tamamının Türkiye’deki askerî varlık konusunda aynı düşünceye sahip olduğunu varsaymak da doğru olmaz.
Amerikan güvenlik perspektifinde Türkiye, NATO üyesi ve stratejik konuma sahip bir müttefik olarak değerlendirilir. İncirlik’in tarihine ilişkin ABD Hava Kuvvetleri kaynakları da üssün özellikle NATO’nun güney kanadındaki operasyonlar açısından önemini vurguluyor.
İncirlik Havaüssü
+1
Fakat sıradan bir Amerikan vatandaşı açısından mesele çok daha farklı olabilir.
Amerika’da yaşayan biri için Türkiye’deki bir üs, haritada uzak bir askerî tesis anlamına gelebilir. Türkiye’de yaşayan biri içinse aynı tesis bulunduğu şehrin ekonomisini, güvenlik algısını, uluslararası ilişkileri ve hatta günlük yaşamı etkileyebilecek bir unsur olabilir.
Burada kültürel bir fark ortaya çıkıyor: Devletler olayları çoğunlukla stratejik çıkarlar üzerinden değerlendirirken, toplumlar olayları günlük deneyimler üzerinden anlamlandırıyor.
Avrupa’nın Bakışı: NATO’nun Güneydoğu Kanadı
Avrupa açısından Türkiye’deki Amerikan askerî varlığını yalnızca ABD-Türkiye ilişkisi olarak görmek eksik kalır.
NATO kolektif savunma mantığıyla çalışan bir ittifak. Türkiye’nin 1952’de NATO’ya katılması, ittifakın güneydoğu kanadının güçlendirilmesi açısından önemliydi.
NATO
Bu nedenle İncirlik gibi tesislerin anlamı Washington ile Ankara arasındaki ikili ilişkilerden daha geniş.
Örneğin Türkiye ile ABD arasında ciddi siyasi anlaşmazlıklar yaşandığında bile NATO çerçevesindeki askerî ilişkiler tamamen ortadan kalkmadı. 1970’lerde Kıbrıs meselesi nedeniyle ilişkiler ciddi şekilde gerildiğinde bile İncirlik ve İzmir gibi tesisler NATO misyonları nedeniyle farklı bir statüde tutuldu. 1980’de imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması ise askerî işbirliğini yeniden düzenledi.
İncirlik Havaüssü
Bu durum önemli bir gerçeği gösteriyor:
Türkiye-ABD ilişkileri kötüleşebilir; fakat stratejik coğrafya bir anda ortadan kalkmaz.
Orta Doğu Toplumları Açısından Mesele Daha Farklı
Türkiye’deki Amerikan askerî varlığının anlamı Irak, Suriye, İran ve diğer Orta Doğu toplumları açısından Türkiye’de olduğundan farklı algılanabilir.
Örneğin Irak Savaşı sonrasında Amerika’nın bölgedeki askerî varlığına yönelik eleştiriler yoğunlaştı. Türkiye’de de 2003 yılında ABD askerlerinin Türkiye üzerinden Irak’a geçmesine ilişkin tartışmalar ciddi bir toplumsal mesele hâline geldi.
Burada toplumların tarihsel hafızası devreye giriyor.
Amerikalılar için bir askerî operasyon “terörle mücadele”, “istikrar” veya “ittifak yükümlülüğü” şeklinde anlatılabilirken, operasyonun gerçekleştiği ülkedeki insanlar bunu işgal, egemenlik kaybı veya dış müdahale olarak görebilir.
Aynı olayın iki farklı toplumda tamamen farklı duygular yaratması uluslararası siyasetin en zor taraflarından biri.
Bu yüzden “Amerika neden burada?” sorusunun cevabı kadar “Buradaki insanlar Amerika’nın varlığını nasıl deneyimliyor?” sorusu da önem taşıyor.
Kadınlar ve Erkekler Konuyu Aynı Şekilde mi Değerlendiriyor?
Bu konuda kadınlar ve erkekler arasında kesin ve değişmez bir ayrım varmış gibi konuşmak doğru olmaz. “Erkekler askerî konularla, kadınlar toplumsal ilişkilerle ilgilenir” şeklindeki klişe hem bilimsel açıdan sorunlu hem de bireysel farklılıkları görmezden geliyor.
Bununla birlikte toplumsal rollerin bazı eğilimleri etkileyebildiği söylenebilir.
Bazı toplumlarda erkeklerden bireysel başarı, kariyer, güç ve rekabet gibi alanlarda daha fazla performans göstermeleri beklenirken; kadınlardan aile ilişkileri, sosyal bağlar ve toplumsal sorumluluklarla daha fazla ilgilenmeleri beklenebiliyor. Fakat bu, biyolojik veya evrensel bir kural değil; kültürlerin insanlara yüklediği rollerle yakından ilişkili.
Bu ayrımı Türkiye-ABD askerî ilişkilerine uyguladığımızda ilginç bir sonuç ortaya çıkıyor.
Bir erkek, örneğin konuyu “Türkiye'nin askerî kapasitesi ne kadar?”, “ABD'nin bölgedeki hava gücü ne?”, “NATO'nun caydırıcılığı nasıl çalışıyor?” soruları üzerinden değerlendirebilir.
Başka bir erkek ise üs çevresindeki ekonomik hayatı ve yerel toplumu öncelikli görebilir. Aynı şekilde bir kadın stratejik dengelerle son derece yakından ilgilenebilirken, başka bir kadın konunun aileler, göç, eğitim, yerel ekonomi veya kültürel ilişkiler üzerindeki etkisini daha önemli bulabilir.
Dolayısıyla burada yapılabilecek en sağlıklı yorum, toplumsal rollerin konuya bakış biçimlerini etkileyebileceği, ancak cinsiyetin tek başına düşünce biçimini belirlemediğidir.
Bence asıl ilginç olan da bu. Güvenlik politikası sadece generallerin, diplomatların ve siyasetçilerin konusu değildir. Bir üssün çevresinde yaşayan ailelerin, çalışanların, öğrencilerin ve farklı toplumsal grupların deneyimleri de güvenlik kavramının parçasıdır.
İncirlik Türkiye İçin Avantaj mı, Risk mi?
Bu soruya tek kelimelik cevap vermek oldukça zor.
Avantaj tarafından bakarsak Türkiye, NATO'nun önemli üyelerinden biri olarak güçlü bir askerî ittifakın içinde bulunuyor. ABD ile askerî işbirliği istihbarat, lojistik, eğitim ve savunma alanlarında Türkiye'ye belirli imkânlar sağlayabiliyor.
Ayrıca Türkiye'nin coğrafi konumu sayesinde bölgesel krizlerde diplomatik ağırlığı artabiliyor.
Risk tarafından bakarsak ise Türkiye'nin ABD'nin bölgedeki politikalarıyla aynı çizgide görünmesi bazı durumlarda Ankara'nın komşularıyla ilişkilerini zorlaştırabiliyor. Ayrıca ABD'nin Orta Doğu'daki operasyonlarının Türkiye'deki askerî tesislerle bağlantılı görülmesi toplumdaki tartışmaları daha da büyütebiliyor.
Bu nedenle İncirlik'i sadece “faydalı” veya “zararlı” olarak sınıflandırmak bana göre yetersiz.
Daha doğru soru şu olabilir:
Türkiye, kendi ulusal çıkarlarını koruyarak bu stratejik işbirliğinden ne kadar yararlanabiliyor?
Üs Meselesinde Egemenlik Tartışması
Türkiye’de yabancı askerî üs konusu tartışılırken “egemenlik” kelimesi sıkça kullanılıyor.
Burada hukuki ve siyasi ayrımı yapmak gerekiyor. İncirlik, Türkiye'den bağımsız bir Amerikan toprağı değildir. Üssün kullanımı Türkiye ile ABD arasındaki anlaşmalar ve Türkiye'nin NATO üyeliği çerçevesindeki düzenlemeler üzerinden yürütülür. Nitekim 1954 tarihli ortak kullanım anlaşması bunun temel tarihsel örneklerinden biridir.
İncirlik Havaüssü
+1
Dolayısıyla “Amerika Türkiye'de kendi toprağına sahip” şeklindeki basit ifade doğru bir çerçeve oluşturmaz.
Bununla birlikte egemenlik tartışması yine de tamamen anlamsız değildir. Çünkü bir ülkenin topraklarındaki yabancı askerî faaliyetlerin kapsamı, siyasi karar alma süreçleri ve kullanım şartları kamuoyunda doğal olarak tartışılır.
Demokratik toplumlarda bu tartışmanın yapılması da aslında sağlıklı bir şeydir.
Soğuk Savaş Bitti, Peki Neden İncirlik Hâlâ Önemli?
İlk bakışta bu gerçekten çelişkili görünüyor.
Sovyetler Birliği 1991’de dağıldı. Soğuk Savaş sona erdi. Buna rağmen İncirlik önemini tamamen kaybetmedi.
Çünkü tehditler değişti.
Soğuk Savaş döneminde ana tehdit Sovyetler Birliği idi. Daha sonra Irak, bölgesel savaşlar, terör örgütleri, Suriye krizi ve Orta Doğu'daki istikrarsızlıklar öne çıktı.
ABD Hava Kuvvetleri kayıtları İncirlik'in Körfez Savaşı, Kuzey Irak operasyonları ve daha sonraki koalisyon faaliyetlerinde kullanıldığını gösteriyor. 2015'te IŞİD'e karşı yürütülen Operation Inherent Resolve kapsamında da İncirlik'ten farklı NATO ve koalisyon ülkelerinin faaliyetleri desteklendi.
İncirlik Havaüssü
+1
Yani üs aynı kalırken dünyanın siyasi haritası değişti.
Bence İncirlik'in hikâyesindeki en dikkat çekici noktalardan biri de bu: Askerî altyapı uzun ömürlü olabilir, fakat o altyapının gerekçesi zaman içinde değişebilir.
Farklı Kültürlerin Aynı Üsse Bakışı
Türk toplumu için İncirlik, egemenlik ve dış politika tartışmalarını beraberinde getirebilir.
Amerikan toplumu için İncirlik, NATO müttefikiyle ortak askerî operasyonların yürütüldüğü stratejik bir tesis olarak görülebilir.
Avrupalı NATO üyeleri için Türkiye'nin güneydoğu kanadındaki stratejik konumu öne çıkabilir.
Orta Doğu toplumları için ise mesele çoğu zaman Amerikan müdahaleciliği, bölgesel savaşlar ve güç dengeleri üzerinden okunabilir.
Rusya açısından ise Türkiye'nin NATO üyeliği ve ABD askerî altyapısının Türkiye'deki varlığı, Karadeniz ve güney sınırları açısından daha farklı bir stratejik çerçevede değerlendirilebilir.
Aynı binaya bakan beş insanın beş farklı hikâye görmesi gibi bir durum söz konusu.
Bu nedenle uluslararası ilişkilerde yalnızca “kim güçlü?” sorusuna değil, “kim bu gücü nasıl deneyimliyor?” sorusuna da bakmak gerekiyor.
Benim Çıkardığım Sonuç: Mesele Amerika’dan Çok Jeopolitik
Benim bu konudaki değerlendirmem şu yönde: Türkiye'deki Amerikan askerî varlığını yalnızca Amerika'nın Türkiye üzerindeki etkisi şeklinde okumak büyük resmi kaçırmamıza neden oluyor.
Asıl mesele Türkiye'nin bulunduğu coğrafya.
Türkiye; Avrupa, Balkanlar, Kafkasya, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'nun kesişiminde bulunuyor. Bu nedenle büyük güçlerin Türkiye'yle ilgilenmesi yeni bir olay değil. Osmanlı döneminden Cumhuriyet dönemine kadar farklı güçler Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın stratejik önemine dikkat etti.
ABD'nin Türkiye'deki askerî varlığı da bu uzun jeopolitik hikâyenin Soğuk Savaş sonrasında aldığı biçimlerden biri.
Üstelik Türkiye de pasif bir aktör değil. NATO üyeliğini kendi güvenlik çıkarları doğrultusunda kullanan, ABD ile zaman zaman işbirliği yapan, zaman zaman sert anlaşmazlıklar yaşayan ve kendi savunma kapasitesini geliştirmeye çalışan bir ülke.
Bu nedenle ilişkiyi “Amerika Türkiye'yi kullanıyor” veya “Türkiye Amerika'nın müttefiki olduğu için her şeyi kabul ediyor” gibi tek cümlelik açıklamalarla anlatmak bana gerçekçi gelmiyor.
Gerçek çok daha karmaşık.
Sonuç: İncirlik Bize Aslında Ne Anlatıyor?
Amerika'nın Türkiye'de askerî üs bulundurmasının temel tarihsel nedeni Soğuk Savaş dönemindeki stratejik ihtiyaçlardı. Türkiye'nin NATO'ya katılması, Sovyetler Birliği'ne karşı güneydoğu kanadının güçlendirilmesi ve Türkiye'nin Avrupa ile Orta Doğu arasındaki coğrafi konumu İncirlik'in ortaya çıkmasında belirleyici oldu.
NATO
+1
Fakat İncirlik'in öyküsü 1950'lerde başlamış olsa da 1950'lerde kalmadı. Körfez Savaşı, Irak, Kuzey Irak'taki insani krizler, NATO operasyonları ve IŞİD'e karşı mücadele gibi farklı dönemlerde yeni anlamlar kazandı.
İncirlik Havaüssü
+1
Bence bugün asıl sorulması gereken soru “Amerika Türkiye'den ne istiyor?” kadar “Türkiye bu ilişkiden ne kazanıyor, ne kaybediyor ve hangi şartlarda kendi çıkarlarını koruyabiliyor?” sorusudur.
Ve belki daha önemlisi:
Bir ülkenin güvenliğini başka ülkelerle kurduğu ittifaklar mı güçlendirir, yoksa uzun vadede kendi askerî ve teknolojik kapasitesini geliştirmesi mi daha önemlidir?
Türkiye NATO içinde kalırken ABD ile ne kadar yakın olmalı?
Bir askerî üssün bulunduğu ülkenin toplumuyla o üssü kullanan ülkenin toplumu aynı olaya neden bu kadar farklı anlamlar yükleyebiliyor?
Ve güvenlik dediğimiz şey yalnızca tanklar, uçaklar ve füzelerden mi ibaret, yoksa insanların ekonomik ve sosyal güvenliği de bunun bir parçası mı?
Bence İncirlik tartışmasını değerli yapan da tam olarak bu sorular. Çünkü konu aslında tek bir Amerikan üssünden ibaret değil. Türkiye'nin dünyadaki yeri, NATO'nun geleceği, ABD'nin Orta Doğu politikası, Rusya'nın bölgesel gücü, Avrupa'nın güvenliği ve Türk toplumunun egemenlik anlayışı aynı noktada kesişiyor.
Bu yüzden İncirlik'e yalnızca bir askerî tesis olarak değil, Türkiye'nin yaklaşık yetmiş yıldır devam eden küresel güç dengeleri içindeki konumunun somut bir sembolü olarak bakmak daha anlamlı görünüyor.
Kaynaklar ve dayanaklar:
NATO'nun Türkiye'nin NATO üyeliği ve ittifaktaki stratejik konumuna ilişkin tarihçe ve resmî açıklamaları.
NATO
+1
ABD Hava Kuvvetleri'nin İncirlik Hava Üssü tarihçesi; kuruluş, Türkiye-ABD ortak kullanımı, Soğuk Savaş, Körfez Savaşı, insani yardım ve sonraki operasyonlara ilişkin tarihsel kayıtlar.
İncirlik Havaüssü
+1
İncirlik Hava Üssü'nün 1955'te faaliyete geçişi ve Türkiye ile ABD arasındaki ortak kullanım sürecine ilişkin ABD Hava Kuvvetleri tarihçesi.
İncirlik Havaüssü
1970'ler ve 1980'lerde Türkiye-ABD askerî ilişkilerinin değişimi ve 1980 Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması hakkında ABD Hava Kuvvetleri kaydı.
İncirlik Havaüssü
İncirlik'in 2015 sonrası koalisyon operasyonlarındaki rolüne ilişkin ABD Hava Kuvvetleri tarihçesi.
İncirlik Havaüssü