Sakin
New member
[color=]Değerler Manzumesi Ne Anlama Gelir? Kültürler, Toplumlar ve Değişen Hayatlarımız Üzerinden Bir Bakış[/color]
“Değerler manzumesi” ifadesini ilk duyduğumda kulağa biraz akademik ve ağır gelen bir kavram olduğunu düşünmüştüm. Oysa günlük hayatımıza biraz dikkatli baktığımızda bu kavramın aslında hepimizin hayatının içinde olduğunu fark etmek mümkün. Bir insanın dürüstlüğe mi, başarıya mı, aileye mi, özgürlüğe mi, toplumsal dayanışmaya mı yoksa güvenliğe mi daha fazla önem verdiğini düşündüğümüzde aslında onun değerler manzumesine bakıyoruz.
Peki neden aynı olay karşısında iki insan tamamen farklı kararlar verebiliyor? Bir toplumda “bireyin özgürlüğü” öncelikli kabul edilirken başka bir toplumda “ailenin ve topluluğun bütünlüğü” neden daha önemli olabiliyor? Dahası, küreselleşme bu değerleri birbirine yaklaştırıyor mu, yoksa yeni çatışmalar mı yaratıyor?
Bence “değerler manzumesi”ni anlamanın en doğru yolu, onu tek tek değerlerin bir listesi olarak değil, birbirleriyle ilişkili değerlerin oluşturduğu bütünsel sistem olarak görmek.
[color=]Değerler Manzumesi Tam Olarak Nedir?[/color]
“Manzume” kelimesi düzenli bir bütün oluşturan unsurlar topluluğu anlamında kullanılır. Dolayısıyla değerler manzumesi; bireyin veya toplumun neyi doğru, önemli, arzu edilir ve anlamlı gördüğünü belirleyen değerlerin bütünü demektir.
Örneğin bir kişinin değerler manzumesinde dürüstlük, aile bağlılığı, özgürlük, başarı ve yardımseverlik aynı anda bulunabilir. Ancak bu değerlerin önem sırası kişiden kişiye değişebilir. Bir insan için kariyer başarısı ilk sıradayken başka biri için ailesine zaman ayırmak çok daha önemli olabilir.
Sosyal psikolog Shalom Schwartz'ın değerler araştırmaları bu noktada oldukça açıklayıcıdır. Schwartz, farklı kültürlerde insanların değerlerini inceleyerek güç, başarı, hazcılık, uyarılma, özyönelim, evrenselcilik, yardımseverlik, gelenek, uyma ve güvenlik gibi temel değer alanlarını ortaya koymuştur. Araştırmalar, bu değerlerin farklı toplumlarda çeşitli biçimlerde ortaya çıkmasına rağmen aralarındaki ilişkilerin önemli ölçüde kültürler arası benzerlik taşıdığını göstermektedir.
Toplumsal Sorunlar Araştırma Derneği
+1
Buradaki önemli nokta şu: Değerler evrensel olabilse bile değerlerin öncelik sırası evrensel değildir.
[color=]Değerler Neden Kültürden Kültüre Değişiyor?[/color]
Bir çocuğun dünyayı nasıl algılayacağını yalnızca ailesi belirlemez. Okul, din, ekonomi, tarih, medya, devlet, arkadaş çevresi, coğrafya ve hatta toplumun yaşadığı savaşlar veya ekonomik krizler bile değerlerin oluşumuna katkıda bulunabilir.
Örneğin bireyselliğin güçlü olduğu toplumlarda kişinin kendi kararlarını vermesi, bağımsız olması ve kişisel hedeflerini gerçekleştirmesi daha fazla vurgulanabilir. Buna karşılık toplulukçu kültürlerde aileye, gruba, karşılıklı sorumluluğa ve sosyal uyuma daha fazla önem verilebilir.
Fakat burada “Batı bireysel, Doğu toplulukçu” gibi basit bir ayrım yapmak yanıltıcı olur. Araştırmalar, kültürlerin birbirinden tamamen kopuk değer sistemlerine sahip olmadığını gösteriyor. Schwartz ve çalışma arkadaşlarının çok sayıda ülkeyi kapsayan araştırmalarında bazı değerlerin kültürler arasında oldukça benzer anlamlar taşıdığı görülüyor.
Sage Journals
+1
Hatta farklı ülkelerdeki toplumların ortalama değer sıralamalarında şaşırtıcı benzerlikler bulunmuştur. Schwartz ve Bardi'nin araştırması, 13 ülkenin yanı sıra çok sayıda öğretmen ve üniversite öğrencisi örnekleminde yardımseverlik, özyönelim ve evrenselcilik gibi değerlerin birçok toplumda yüksek önem taşıdığını ortaya koymuştur.
Sage Journals
Bu bana oldukça önemli bir şey düşündürüyor: İnsanların değerleri sandığımız kadar farklı olmayabilir; asıl farklılık, hangi değerin hangi koşullarda öne çıktığında ortaya çıkıyor.
[color=]Türkiye'de Değerler Manzumesi: Gelenek ile Modernlik Arasında[/color]
Türkiye bu açıdan oldukça ilginç bir örnek. Çünkü Türkiye'de aynı kişinin değerler manzumesinde hem geleneksel hem modern değerlerin bir arada bulunması son derece mümkün.
Aile büyüklerine saygı, misafirperverlik, dayanışma ve akrabalık ilişkileri güçlü değerler olarak varlığını sürdürürken; eğitim, kariyer, bireysel özgürlük, kişisel gelişim ve ekonomik bağımsızlık gibi değerler de giderek daha görünür hale geliyor.
Özellikle büyük şehirlerde yaşayan genç bir insanı düşünelim. Üniversite okumak, başka bir şehirde veya ülkede yaşamak, kendi kariyerini oluşturmak isteyebilir. Fakat aynı kişi ailesine maddi veya manevi destek vermeyi de önemli görebilir. Burada aslında iki değer sistemi çatışmak zorunda değildir. Kişi hem “kendi hayatımı kurmalıyım” hem de “aileme karşı sorumluluklarım var” diyebilir.
Değerler manzumesinin en ilginç taraflarından biri de tam olarak budur: İnsan çoğu zaman birbirine rakip gibi görünen değerleri aynı hayat içerisinde dengelemeye çalışır.
Sizce bağımsız yaşamak isteyen bir genç ile ailesine bağlı kalmak isteyen aynı genç gerçekten çelişiyor mu? Yoksa çağdaş insanın değerler manzumesi zaten böyle bir denge kurmayı mı gerektiriyor?
[color=]Japonya, ABD ve Hindistan: Aynı İnsan İhtiyaçları, Farklı Öncelikler[/color]
Kültürler arasındaki farkları görmek için Japonya, ABD ve Hindistan gibi toplumlara bakmak oldukça öğretici olabilir.
ABD'de kişisel başarı, bireysel tercih ve kendini gerçekleştirme gibi değerlerin kültürel olarak güçlü biçimde teşvik edildiğini söylemek mümkün. Kariyer hedefi, girişimcilik ve “kendi yolunu çizme” düşüncesi toplumun önemli anlatılarından biridir.
Japonya'da ise bireysel başarı elbette önemlidir; ancak sosyal uyum, sorumluluk, grup içindeki rol ve karşılıklı saygı da güçlü biçimde önem taşır. Bir kişinin başarısının yalnızca kendi bireysel kazanımı olarak görülmemesi mümkündür.
Hindistan'da ise aile, topluluk, gelenek ve dini-kültürel mirasın değerler üzerindeki etkisi daha görünür olabilir. Fakat Hindistan'ın da tek bir değer sisteminden oluştuğunu söylemek doğru olmaz. Büyük şehirlerde küresel çalışma kültüründen etkilenen gençlerle kırsal bölgelerde daha geleneksel yaşam biçimlerini benimseyen insanların değer öncelikleri birbirinden oldukça farklı olabilir.
Dolayısıyla “bir ülkenin değeri budur” demek yerine, aynı toplum içerisinde birden fazla değer manzumesinin birlikte yaşayabildiğini kabul etmek gerekiyor.
[color=]Erkekler Başarıya, Kadınlar İlişkilere mi Daha Fazla Önem Veriyor?[/color]
Bu başlık özellikle dikkatli ele alınmalı. Çünkü “erkekler kariyer ister, kadınlar aile ister” şeklindeki kesin ifadeler hem bilimsel açıdan yetersiz hem de insanları klişelere hapsetme riski taşıyor.
Bununla birlikte kültürler arası araştırmalarda ortalama düzeyde bazı farklılıklar bulunuyor. Schwartz ve Rubel'in 70 ülkeden 77.528 kişiyi kapsayan araştırmasında erkeklerin güç, başarı, uyarılma, hazcılık ve özyönelim değerlerine ortalama olarak biraz daha fazla önem verme eğiliminde olduğu; kadınların ise yardımseverlik ve evrenselcilik değerlerine daha fazla önem verdiği görülmüştür. Ancak araştırmacılar aynı zamanda bu farkların küçük olduğunu ve kültürün, yaş gibi değişkenlerin çoğu durumda cinsiyetten daha fazla açıklayıcı olduğunu vurgulamıştır.
PubMed
+1
Bu ayrıntı çok önemli.
Yani “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” demekten ziyade, bazı toplumlarda erkeklerin bireysel başarı ve güçle ilişkili hedeflere biraz daha fazla yönelmesi; kadınların ise ilişkisel sorumluluk, yardımseverlik ve sosyal bağlara biraz daha fazla önem vermesi yönünde ortalama eğilimler bulunabileceğini söylemek daha doğru olur.
Üstelik bu farklılıkların toplumsal koşullardan bağımsız olmadığı görülüyor. Cinsiyet eşitliğinin daha yüksek olduğu ülkeleri inceleyen araştırmalar, değerlerdeki kadın-erkek farklarının kültürel bağlamla değişebildiğini ortaya koyuyor.
PubMed
Daha da önemlisi, başka bir kültürler arası araştırmada kadınların ve erkeklerin değerleri anlamlandırma biçimlerinde evrensel ve sabit bir cinsiyet farkı bulunmadığı görülmüştür.
Sage Journals
Bu yüzden benim açımdan daha doğru ifade şu olur: Toplumsal roller, beklentiler ve fırsatlar insanların değerlerini etkileyebilir; fakat bireyin değerlerini yalnızca cinsiyeti üzerinden tahmin etmek doğru değildir.
Bugün başarılı bir kadın kariyerini hayatının merkezine koyabilir. Bir erkek aile ilişkilerini, arkadaşlığını ve toplumsal dayanışmayı hayatının en önemli unsurları arasında görebilir. Hatta aynı insan hayatının farklı dönemlerinde başarıya, aileye veya toplumsal ilişkilere farklı ağırlık verebilir.
[color=]Küreselleşme Değerler Manzumesini Nasıl Değiştiriyor?[/color]
İnternet, sosyal medya, uluslararası eğitim, göç ve küresel iş dünyası toplumların değer sistemlerini birbirine hiç olmadığı kadar yaklaştırıyor.
Bir genç İstanbul'da yaşarken Kore dizileri izleyebiliyor, ABD'deki girişimcilik kültüründen etkilenebiliyor, Japon çalışma disiplinini ilgi çekici bulabiliyor ve aynı zamanda ailesinden gelen geleneksel değerleri sürdürebiliyor.
Bu durum geçmişe göre çok daha karmaşık bir değer dünyası oluşturuyor.
Küreselleşmenin etkisiyle özgürlük, bireysel haklar, çevre duyarlılığı, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kişisel gelişim gibi değerler farklı toplumlarda daha görünür hale gelebiliyor. Fakat aynı zamanda yerel kimlik, gelenek, dini değerler ve ulusal aidiyet de bu küresel etkiler karşısında yeniden güç kazanabiliyor.
Dolayısıyla küreselleşme her zaman “yerel değerlerin yok olması” anlamına gelmiyor. Bazen tam tersine, insanların kendi kültürel kimliklerini daha güçlü biçimde savunmalarına yol açabiliyor.
[color=]Değerler Değişir mi, Yoksa İnsan Değiştikçe Değerlerin Sırası mı Değişir?[/color]
Bence burada yaş faktörünü de hesaba katmak gerekiyor.
On sekiz yaşındaki bir insan için özgürlük ve macera çok önemli olabilir. Otuz yaşında kariyer ve ekonomik güvenlik öne çıkabilir. Daha ileri yaşlarda aile, sağlık, toplumsal katkı veya huzur daha önemli hale gelebilir.
Bu, kişinin “değerlerini değiştirdiği” anlamına her zaman gelmez. Belki de aynı değerler sisteminde farklı dönemlerde farklı unsurlar öne çıkıyordur.
Araştırmalar da değerlerin hem görece istikrarlı hem de zaman içerisinde değişebilen özellikler taşıdığını ortaya koyuyor. Değerlerin davranışlarla ilişkisi de doğrudan ve mekanik değil; içinde bulunulan sosyal ortam, normlar ve koşullar bu ilişkiyi etkileyebiliyor.
Annual Reviews
+1
Bu nedenle ekonomik kriz yaşayan bir toplumda güvenlik değerinin öne çıkması şaşırtıcı değildir. Savaş deneyimi yaşamış bir toplumda düzen ve güvenlik daha güçlü hale gelebilir. Refah düzeyi yükselen bir toplumda ise bireysel özgürlük, kendini gerçekleştirme veya yaşam kalitesi daha fazla önem kazanabilir.
[color=]Değerler Manzumesi ile Ahlak Aynı Şey mi?[/color]
Bu iki kavramı birbirine karıştırmamak gerekiyor.
Değerler, kişinin veya toplumun önemli ve arzu edilir gördüğü ilkeleri ifade eder. Ahlak ise daha çok doğru ve yanlış davranışlara ilişkin normatif bir çerçeve oluşturur.
Örneğin “başarı” bir değer olabilir. Fakat başarıya ulaşmak için hangi yöntemlerin kabul edilebilir olduğu ahlaki normlarla ilgilidir.
Bir toplum başarıya büyük önem verebilir ama dürüstlükten vazgeçmeyi kabul etmeyebilir. Başka bir toplum ise toplumsal uyumu daha önemli görebilir ve bireysel çıkarların grup çıkarlarının önüne geçmesini hoş karşılamayabilir.
Bu nedenle değerler manzumesini anlamak, yalnızca insanların neyi istediğini değil, hangi şeyleri neden istediklerini anlamaya çalışmaktır.
[color=]Asıl Mesele Farklı Değerlere Sahip Olmak Değil, Onları Nasıl Dengelediğimiz[/color]
Değerler üzerine düşünürken benim en ilginç bulduğum nokta, değerlerin çoğu zaman tek başına yaşanmaması.
Özgürlük istiyoruz ama güvenlik de istiyoruz.
Başarı istiyoruz ama huzur da istiyoruz.
Bireysel bağımsızlık istiyoruz ama ait olduğumuz bir topluluk da olsun istiyoruz.
Geleneklerimizi korumak istiyoruz ama değişime de açık olmak istiyoruz.
Bu nedenle değerler manzumesi aslında insanın hayatındaki sürekli bir denge arayışını ifade ediyor.
Schwartz'ın araştırmaları da değerlerin birbirleriyle yalnızca uyum içinde olmadığını, bazı değerlerin birbirleriyle gerilim oluşturabildiğini gösteriyor. Örneğin kişisel güç ve başarıya verilen önem ile başkalarının refahını önceleyen değerler bazı durumlarda çatışabiliyor.
Toplumsal Sorunlar Araştırma Derneği
+1
Belki de olgunluk dediğimiz şey, hangi değerin “doğru” olduğunu bulmaktan çok, farklı değerler arasında ne zaman ve nasıl denge kurulacağını öğrenmektir.
[color=]Sonuç: Değerler Manzumesi Bizi Biz Yapan Harita mı?[/color]
“Değerler manzumesi ne anlama gelir?” sorusunun kısa cevabı, bireyin veya toplumun hayatına yön veren değerlerin oluşturduğu bütünsel yapı olduğudur. Fakat kavramın asıl derinliği bu tanımın ötesinde ortaya çıkıyor.
Çünkü değerler yalnızca ne düşündüğümüzü değil, nasıl yaşadığımızı da etkiliyor. Kimi zaman kariyer seçimlerimizi, kimi zaman eş ve arkadaş tercihlerimizi, kimi zaman siyasi veya toplumsal görüşlerimizi şekillendiriyor.
Kültürler arasında farklılıklar var; fakat bu farklılıkların yanında şaşırtıcı ortaklıklar da bulunuyor. Yardımseverlik, güvenlik, başarı, özgürlük, gelenek ve toplumsal sorumluluk gibi değerler dünyanın farklı bölgelerinde çeşitli biçimlerde karşımıza çıkıyor. Farklı olan çoğu zaman değerlerin varlığı değil, öncelik sıraları ve günlük hayatta nasıl yorumlandıkları.
Annual Reviews
+1
Cinsiyet konusunda da benzer bir dikkat gerekiyor. Ortalama kadın-erkek farklılıkları bazı araştırmalarda görülse de bunların küçük olması ve kültür tarafından şekillendirilmesi, bireyleri kalıplara sokmamamız gerektiğini gösteriyor.
PubMed
Sonuçta değerler manzumesi sabit bir duvar değil, daha çok yaşayan bir harita gibi. Ailemiz bu haritayı şekillendiriyor, kültürümüz renklerini belirliyor, yaşadığımız olaylar bazı yolları öne çıkarıyor, küreselleşme ise haritaya yeni yollar ekliyor.
Belki hepimizin kendisine zaman zaman şu soruları sorması gerekiyor:
Benim için gerçekten vazgeçilmez olan değer hangisi?
Başarı ile mutluluk çatıştığında hangisini seçiyorum?
Aileme bağlılık ile bireysel özgürlüğü nasıl dengeliyorum?
Bana ait olduğunu düşündüğüm değerlerin ne kadarı gerçekten benim, ne kadarı yetiştiğim toplumun bana öğrettikleri?
Ve belki en önemlisi:
Benim değerler manzumesim farklı olan bir insanla anlaşmak için onun değerlerini değiştirmeye mi çalışmalıyım, yoksa önce o değerlerin arkasındaki hikâyeyi anlamaya mı çalışmalıyım?
Bence kültürler arası iletişimin ve sağlıklı bir toplumun başlangıç noktası tam da burada yatıyor. Farklı değerleri hemen doğru-yanlış diye ayırmak yerine, insanların neden o değerlere önem verdiğini anlamaya çalıştığımızda hem kendi değerlerimizi daha iyi tanıyor hem de başkalarının dünyasını daha doğru okuyabiliyoruz.
Kaynaklar: Shalom H. Schwartz'ın temel değerler kuramı ve kültürler arası araştırmaları; Sagiv & Schwartz, Personal Values Across Cultures (Annual Review of Psychology, 2022); Schwartz & Rubel, Sex Differences in Value Priorities: Cross-Cultural and Multimethod Studies; Schwartz & Bardi, Value Hierarchies Across Cultures.
Doi
+2
PubMed
+2
“Değerler manzumesi” ifadesini ilk duyduğumda kulağa biraz akademik ve ağır gelen bir kavram olduğunu düşünmüştüm. Oysa günlük hayatımıza biraz dikkatli baktığımızda bu kavramın aslında hepimizin hayatının içinde olduğunu fark etmek mümkün. Bir insanın dürüstlüğe mi, başarıya mı, aileye mi, özgürlüğe mi, toplumsal dayanışmaya mı yoksa güvenliğe mi daha fazla önem verdiğini düşündüğümüzde aslında onun değerler manzumesine bakıyoruz.
Peki neden aynı olay karşısında iki insan tamamen farklı kararlar verebiliyor? Bir toplumda “bireyin özgürlüğü” öncelikli kabul edilirken başka bir toplumda “ailenin ve topluluğun bütünlüğü” neden daha önemli olabiliyor? Dahası, küreselleşme bu değerleri birbirine yaklaştırıyor mu, yoksa yeni çatışmalar mı yaratıyor?
Bence “değerler manzumesi”ni anlamanın en doğru yolu, onu tek tek değerlerin bir listesi olarak değil, birbirleriyle ilişkili değerlerin oluşturduğu bütünsel sistem olarak görmek.
[color=]Değerler Manzumesi Tam Olarak Nedir?[/color]
“Manzume” kelimesi düzenli bir bütün oluşturan unsurlar topluluğu anlamında kullanılır. Dolayısıyla değerler manzumesi; bireyin veya toplumun neyi doğru, önemli, arzu edilir ve anlamlı gördüğünü belirleyen değerlerin bütünü demektir.
Örneğin bir kişinin değerler manzumesinde dürüstlük, aile bağlılığı, özgürlük, başarı ve yardımseverlik aynı anda bulunabilir. Ancak bu değerlerin önem sırası kişiden kişiye değişebilir. Bir insan için kariyer başarısı ilk sıradayken başka biri için ailesine zaman ayırmak çok daha önemli olabilir.
Sosyal psikolog Shalom Schwartz'ın değerler araştırmaları bu noktada oldukça açıklayıcıdır. Schwartz, farklı kültürlerde insanların değerlerini inceleyerek güç, başarı, hazcılık, uyarılma, özyönelim, evrenselcilik, yardımseverlik, gelenek, uyma ve güvenlik gibi temel değer alanlarını ortaya koymuştur. Araştırmalar, bu değerlerin farklı toplumlarda çeşitli biçimlerde ortaya çıkmasına rağmen aralarındaki ilişkilerin önemli ölçüde kültürler arası benzerlik taşıdığını göstermektedir.
Toplumsal Sorunlar Araştırma Derneği
+1
Buradaki önemli nokta şu: Değerler evrensel olabilse bile değerlerin öncelik sırası evrensel değildir.
[color=]Değerler Neden Kültürden Kültüre Değişiyor?[/color]
Bir çocuğun dünyayı nasıl algılayacağını yalnızca ailesi belirlemez. Okul, din, ekonomi, tarih, medya, devlet, arkadaş çevresi, coğrafya ve hatta toplumun yaşadığı savaşlar veya ekonomik krizler bile değerlerin oluşumuna katkıda bulunabilir.
Örneğin bireyselliğin güçlü olduğu toplumlarda kişinin kendi kararlarını vermesi, bağımsız olması ve kişisel hedeflerini gerçekleştirmesi daha fazla vurgulanabilir. Buna karşılık toplulukçu kültürlerde aileye, gruba, karşılıklı sorumluluğa ve sosyal uyuma daha fazla önem verilebilir.
Fakat burada “Batı bireysel, Doğu toplulukçu” gibi basit bir ayrım yapmak yanıltıcı olur. Araştırmalar, kültürlerin birbirinden tamamen kopuk değer sistemlerine sahip olmadığını gösteriyor. Schwartz ve çalışma arkadaşlarının çok sayıda ülkeyi kapsayan araştırmalarında bazı değerlerin kültürler arasında oldukça benzer anlamlar taşıdığı görülüyor.
Sage Journals
+1
Hatta farklı ülkelerdeki toplumların ortalama değer sıralamalarında şaşırtıcı benzerlikler bulunmuştur. Schwartz ve Bardi'nin araştırması, 13 ülkenin yanı sıra çok sayıda öğretmen ve üniversite öğrencisi örnekleminde yardımseverlik, özyönelim ve evrenselcilik gibi değerlerin birçok toplumda yüksek önem taşıdığını ortaya koymuştur.
Sage Journals
Bu bana oldukça önemli bir şey düşündürüyor: İnsanların değerleri sandığımız kadar farklı olmayabilir; asıl farklılık, hangi değerin hangi koşullarda öne çıktığında ortaya çıkıyor.
[color=]Türkiye'de Değerler Manzumesi: Gelenek ile Modernlik Arasında[/color]
Türkiye bu açıdan oldukça ilginç bir örnek. Çünkü Türkiye'de aynı kişinin değerler manzumesinde hem geleneksel hem modern değerlerin bir arada bulunması son derece mümkün.
Aile büyüklerine saygı, misafirperverlik, dayanışma ve akrabalık ilişkileri güçlü değerler olarak varlığını sürdürürken; eğitim, kariyer, bireysel özgürlük, kişisel gelişim ve ekonomik bağımsızlık gibi değerler de giderek daha görünür hale geliyor.
Özellikle büyük şehirlerde yaşayan genç bir insanı düşünelim. Üniversite okumak, başka bir şehirde veya ülkede yaşamak, kendi kariyerini oluşturmak isteyebilir. Fakat aynı kişi ailesine maddi veya manevi destek vermeyi de önemli görebilir. Burada aslında iki değer sistemi çatışmak zorunda değildir. Kişi hem “kendi hayatımı kurmalıyım” hem de “aileme karşı sorumluluklarım var” diyebilir.
Değerler manzumesinin en ilginç taraflarından biri de tam olarak budur: İnsan çoğu zaman birbirine rakip gibi görünen değerleri aynı hayat içerisinde dengelemeye çalışır.
Sizce bağımsız yaşamak isteyen bir genç ile ailesine bağlı kalmak isteyen aynı genç gerçekten çelişiyor mu? Yoksa çağdaş insanın değerler manzumesi zaten böyle bir denge kurmayı mı gerektiriyor?
[color=]Japonya, ABD ve Hindistan: Aynı İnsan İhtiyaçları, Farklı Öncelikler[/color]
Kültürler arasındaki farkları görmek için Japonya, ABD ve Hindistan gibi toplumlara bakmak oldukça öğretici olabilir.
ABD'de kişisel başarı, bireysel tercih ve kendini gerçekleştirme gibi değerlerin kültürel olarak güçlü biçimde teşvik edildiğini söylemek mümkün. Kariyer hedefi, girişimcilik ve “kendi yolunu çizme” düşüncesi toplumun önemli anlatılarından biridir.
Japonya'da ise bireysel başarı elbette önemlidir; ancak sosyal uyum, sorumluluk, grup içindeki rol ve karşılıklı saygı da güçlü biçimde önem taşır. Bir kişinin başarısının yalnızca kendi bireysel kazanımı olarak görülmemesi mümkündür.
Hindistan'da ise aile, topluluk, gelenek ve dini-kültürel mirasın değerler üzerindeki etkisi daha görünür olabilir. Fakat Hindistan'ın da tek bir değer sisteminden oluştuğunu söylemek doğru olmaz. Büyük şehirlerde küresel çalışma kültüründen etkilenen gençlerle kırsal bölgelerde daha geleneksel yaşam biçimlerini benimseyen insanların değer öncelikleri birbirinden oldukça farklı olabilir.
Dolayısıyla “bir ülkenin değeri budur” demek yerine, aynı toplum içerisinde birden fazla değer manzumesinin birlikte yaşayabildiğini kabul etmek gerekiyor.
[color=]Erkekler Başarıya, Kadınlar İlişkilere mi Daha Fazla Önem Veriyor?[/color]
Bu başlık özellikle dikkatli ele alınmalı. Çünkü “erkekler kariyer ister, kadınlar aile ister” şeklindeki kesin ifadeler hem bilimsel açıdan yetersiz hem de insanları klişelere hapsetme riski taşıyor.
Bununla birlikte kültürler arası araştırmalarda ortalama düzeyde bazı farklılıklar bulunuyor. Schwartz ve Rubel'in 70 ülkeden 77.528 kişiyi kapsayan araştırmasında erkeklerin güç, başarı, uyarılma, hazcılık ve özyönelim değerlerine ortalama olarak biraz daha fazla önem verme eğiliminde olduğu; kadınların ise yardımseverlik ve evrenselcilik değerlerine daha fazla önem verdiği görülmüştür. Ancak araştırmacılar aynı zamanda bu farkların küçük olduğunu ve kültürün, yaş gibi değişkenlerin çoğu durumda cinsiyetten daha fazla açıklayıcı olduğunu vurgulamıştır.
PubMed
+1
Bu ayrıntı çok önemli.
Yani “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” demekten ziyade, bazı toplumlarda erkeklerin bireysel başarı ve güçle ilişkili hedeflere biraz daha fazla yönelmesi; kadınların ise ilişkisel sorumluluk, yardımseverlik ve sosyal bağlara biraz daha fazla önem vermesi yönünde ortalama eğilimler bulunabileceğini söylemek daha doğru olur.
Üstelik bu farklılıkların toplumsal koşullardan bağımsız olmadığı görülüyor. Cinsiyet eşitliğinin daha yüksek olduğu ülkeleri inceleyen araştırmalar, değerlerdeki kadın-erkek farklarının kültürel bağlamla değişebildiğini ortaya koyuyor.
PubMed
Daha da önemlisi, başka bir kültürler arası araştırmada kadınların ve erkeklerin değerleri anlamlandırma biçimlerinde evrensel ve sabit bir cinsiyet farkı bulunmadığı görülmüştür.
Sage Journals
Bu yüzden benim açımdan daha doğru ifade şu olur: Toplumsal roller, beklentiler ve fırsatlar insanların değerlerini etkileyebilir; fakat bireyin değerlerini yalnızca cinsiyeti üzerinden tahmin etmek doğru değildir.
Bugün başarılı bir kadın kariyerini hayatının merkezine koyabilir. Bir erkek aile ilişkilerini, arkadaşlığını ve toplumsal dayanışmayı hayatının en önemli unsurları arasında görebilir. Hatta aynı insan hayatının farklı dönemlerinde başarıya, aileye veya toplumsal ilişkilere farklı ağırlık verebilir.
[color=]Küreselleşme Değerler Manzumesini Nasıl Değiştiriyor?[/color]
İnternet, sosyal medya, uluslararası eğitim, göç ve küresel iş dünyası toplumların değer sistemlerini birbirine hiç olmadığı kadar yaklaştırıyor.
Bir genç İstanbul'da yaşarken Kore dizileri izleyebiliyor, ABD'deki girişimcilik kültüründen etkilenebiliyor, Japon çalışma disiplinini ilgi çekici bulabiliyor ve aynı zamanda ailesinden gelen geleneksel değerleri sürdürebiliyor.
Bu durum geçmişe göre çok daha karmaşık bir değer dünyası oluşturuyor.
Küreselleşmenin etkisiyle özgürlük, bireysel haklar, çevre duyarlılığı, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kişisel gelişim gibi değerler farklı toplumlarda daha görünür hale gelebiliyor. Fakat aynı zamanda yerel kimlik, gelenek, dini değerler ve ulusal aidiyet de bu küresel etkiler karşısında yeniden güç kazanabiliyor.
Dolayısıyla küreselleşme her zaman “yerel değerlerin yok olması” anlamına gelmiyor. Bazen tam tersine, insanların kendi kültürel kimliklerini daha güçlü biçimde savunmalarına yol açabiliyor.
[color=]Değerler Değişir mi, Yoksa İnsan Değiştikçe Değerlerin Sırası mı Değişir?[/color]
Bence burada yaş faktörünü de hesaba katmak gerekiyor.
On sekiz yaşındaki bir insan için özgürlük ve macera çok önemli olabilir. Otuz yaşında kariyer ve ekonomik güvenlik öne çıkabilir. Daha ileri yaşlarda aile, sağlık, toplumsal katkı veya huzur daha önemli hale gelebilir.
Bu, kişinin “değerlerini değiştirdiği” anlamına her zaman gelmez. Belki de aynı değerler sisteminde farklı dönemlerde farklı unsurlar öne çıkıyordur.
Araştırmalar da değerlerin hem görece istikrarlı hem de zaman içerisinde değişebilen özellikler taşıdığını ortaya koyuyor. Değerlerin davranışlarla ilişkisi de doğrudan ve mekanik değil; içinde bulunulan sosyal ortam, normlar ve koşullar bu ilişkiyi etkileyebiliyor.
Annual Reviews
+1
Bu nedenle ekonomik kriz yaşayan bir toplumda güvenlik değerinin öne çıkması şaşırtıcı değildir. Savaş deneyimi yaşamış bir toplumda düzen ve güvenlik daha güçlü hale gelebilir. Refah düzeyi yükselen bir toplumda ise bireysel özgürlük, kendini gerçekleştirme veya yaşam kalitesi daha fazla önem kazanabilir.
[color=]Değerler Manzumesi ile Ahlak Aynı Şey mi?[/color]
Bu iki kavramı birbirine karıştırmamak gerekiyor.
Değerler, kişinin veya toplumun önemli ve arzu edilir gördüğü ilkeleri ifade eder. Ahlak ise daha çok doğru ve yanlış davranışlara ilişkin normatif bir çerçeve oluşturur.
Örneğin “başarı” bir değer olabilir. Fakat başarıya ulaşmak için hangi yöntemlerin kabul edilebilir olduğu ahlaki normlarla ilgilidir.
Bir toplum başarıya büyük önem verebilir ama dürüstlükten vazgeçmeyi kabul etmeyebilir. Başka bir toplum ise toplumsal uyumu daha önemli görebilir ve bireysel çıkarların grup çıkarlarının önüne geçmesini hoş karşılamayabilir.
Bu nedenle değerler manzumesini anlamak, yalnızca insanların neyi istediğini değil, hangi şeyleri neden istediklerini anlamaya çalışmaktır.
[color=]Asıl Mesele Farklı Değerlere Sahip Olmak Değil, Onları Nasıl Dengelediğimiz[/color]
Değerler üzerine düşünürken benim en ilginç bulduğum nokta, değerlerin çoğu zaman tek başına yaşanmaması.
Özgürlük istiyoruz ama güvenlik de istiyoruz.
Başarı istiyoruz ama huzur da istiyoruz.
Bireysel bağımsızlık istiyoruz ama ait olduğumuz bir topluluk da olsun istiyoruz.
Geleneklerimizi korumak istiyoruz ama değişime de açık olmak istiyoruz.
Bu nedenle değerler manzumesi aslında insanın hayatındaki sürekli bir denge arayışını ifade ediyor.
Schwartz'ın araştırmaları da değerlerin birbirleriyle yalnızca uyum içinde olmadığını, bazı değerlerin birbirleriyle gerilim oluşturabildiğini gösteriyor. Örneğin kişisel güç ve başarıya verilen önem ile başkalarının refahını önceleyen değerler bazı durumlarda çatışabiliyor.
Toplumsal Sorunlar Araştırma Derneği
+1
Belki de olgunluk dediğimiz şey, hangi değerin “doğru” olduğunu bulmaktan çok, farklı değerler arasında ne zaman ve nasıl denge kurulacağını öğrenmektir.
[color=]Sonuç: Değerler Manzumesi Bizi Biz Yapan Harita mı?[/color]
“Değerler manzumesi ne anlama gelir?” sorusunun kısa cevabı, bireyin veya toplumun hayatına yön veren değerlerin oluşturduğu bütünsel yapı olduğudur. Fakat kavramın asıl derinliği bu tanımın ötesinde ortaya çıkıyor.
Çünkü değerler yalnızca ne düşündüğümüzü değil, nasıl yaşadığımızı da etkiliyor. Kimi zaman kariyer seçimlerimizi, kimi zaman eş ve arkadaş tercihlerimizi, kimi zaman siyasi veya toplumsal görüşlerimizi şekillendiriyor.
Kültürler arasında farklılıklar var; fakat bu farklılıkların yanında şaşırtıcı ortaklıklar da bulunuyor. Yardımseverlik, güvenlik, başarı, özgürlük, gelenek ve toplumsal sorumluluk gibi değerler dünyanın farklı bölgelerinde çeşitli biçimlerde karşımıza çıkıyor. Farklı olan çoğu zaman değerlerin varlığı değil, öncelik sıraları ve günlük hayatta nasıl yorumlandıkları.
Annual Reviews
+1
Cinsiyet konusunda da benzer bir dikkat gerekiyor. Ortalama kadın-erkek farklılıkları bazı araştırmalarda görülse de bunların küçük olması ve kültür tarafından şekillendirilmesi, bireyleri kalıplara sokmamamız gerektiğini gösteriyor.
PubMed
Sonuçta değerler manzumesi sabit bir duvar değil, daha çok yaşayan bir harita gibi. Ailemiz bu haritayı şekillendiriyor, kültürümüz renklerini belirliyor, yaşadığımız olaylar bazı yolları öne çıkarıyor, küreselleşme ise haritaya yeni yollar ekliyor.
Belki hepimizin kendisine zaman zaman şu soruları sorması gerekiyor:
Benim için gerçekten vazgeçilmez olan değer hangisi?
Başarı ile mutluluk çatıştığında hangisini seçiyorum?
Aileme bağlılık ile bireysel özgürlüğü nasıl dengeliyorum?
Bana ait olduğunu düşündüğüm değerlerin ne kadarı gerçekten benim, ne kadarı yetiştiğim toplumun bana öğrettikleri?
Ve belki en önemlisi:
Benim değerler manzumesim farklı olan bir insanla anlaşmak için onun değerlerini değiştirmeye mi çalışmalıyım, yoksa önce o değerlerin arkasındaki hikâyeyi anlamaya mı çalışmalıyım?
Bence kültürler arası iletişimin ve sağlıklı bir toplumun başlangıç noktası tam da burada yatıyor. Farklı değerleri hemen doğru-yanlış diye ayırmak yerine, insanların neden o değerlere önem verdiğini anlamaya çalıştığımızda hem kendi değerlerimizi daha iyi tanıyor hem de başkalarının dünyasını daha doğru okuyabiliyoruz.
Kaynaklar: Shalom H. Schwartz'ın temel değerler kuramı ve kültürler arası araştırmaları; Sagiv & Schwartz, Personal Values Across Cultures (Annual Review of Psychology, 2022); Schwartz & Rubel, Sex Differences in Value Priorities: Cross-Cultural and Multimethod Studies; Schwartz & Bardi, Value Hierarchies Across Cultures.
Doi
+2
PubMed
+2