Sakin
New member
Bir davranışın kim tarafından sergilendiği, toplumun o davranışa nasıl karşılık verdiği ve bireyin kendisini o kişiyle ne ölçüde özdeşleştirdiği önem taşıyabilir.
Şimdi kendimize şu soruyu soralım: Çocuklarımıza, öğrencilerimize veya çevremizdeki insanlara hangi davranışları örnek gösteriyoruz? Hangi başarıları görünür kılıyor, hangilerini farkında olmadan görmezden geliyoruz?
Bu sorular yalnızca psikoloji sınavlarının değil, toplumsal yaşamın da bir parçasıdır.
[HEADING=1]7. Bölüm: KPSS'de Yanlış Şıkkı Seçtiren Küçük Ayrıntı[/HEADING]
Sınava hazırlık sürecinde bazı kavramları tanım olarak bilmek yeterli olmaz. Önemli olan, sorunun içindeki ipuçlarını fark edebilmektir.
Bir akşam Mert bana üç soru sordu.
“Bir öğrenci arkadaşının yüksek not aldığını gördü ve aynı yöntemle çalışmaya başladı. Dolaylı pekiştirme midir?”
“Arkadaşının yüksek not aldığını gördüğü için aynı yöntemi kullanmaya yönelmişse dolaylı pekiştirme söz konusu olabilir,” dedim. “Ama yalnızca yöntemi gözlemleyip uyguladığını biliyorsak model alma da açıklayıcıdır. Sorunun hangi ayrıntıyı vurguladığına bakmak gerekir.”
Mert ikinci soruya geçti:
“Bir öğrenci, arkadaşının kopya çektiği için ceza aldığını gördü ve kopya çekmekten vazgeçti. Bu nedir?”
“Dolaylı ceza.”
Son sorusu daha incelikliydi:
“Öğrenci, öğretmeninin başka bir öğrenciyi takdir ettiğini gördü ama kendisi herhangi bir davranışta bulunmadı. Yine de dolaylı pekiştirme gerçekleşmiş olabilir mi?”
Bu soru üzerinde biraz düşündüm. Başkasının ödüllendirildiğini görmek, gözlemcinin beklentilerini veya davranışa yönelik motivasyonunu etkileyebilir. Ancak davranışın tekrarlanma olasılığının arttığını söyleyebilmek için gözlemcinin davranış eğilimine ilişkin bir değişiklikten söz edebilmemiz gerekir. Gözlemcinin yalnızca olayı görmüş olması tek başına bu etkinin kesin biçimde gerçekleştiğini göstermez.
KPSS sorularında bu ayrım önemlidir. Sorunun kökünde yalnızca gözlem mi anlatılıyor, davranışın taklit edilmesi mi anlatılıyor, yoksa başkasının aldığı ödül veya ceza sonucunda gözlemcinin davranış eğiliminin değişmesi mi anlatılıyor? Önce bunu belirlemek gerekir.
Kısa hatırlatma:
- Başkası ödül alır, gözlemci benzer davranışı yapmaya yönelir: dolaylı pekiştirme.
- Başkası ceza alır, gözlemci benzer davranıştan kaçınmaya yönelir: dolaylı ceza.
- Kişi kendi davranışının sonucunda ödül alır ve davranışını sürdürmeye yönelir: doğrudan pekiştirme.
- Kişi başka birinin davranışını gözlemleyip benzerini yapar: model alma.
Bu kavramlar bazı olaylarda bir arada bulunabilir. Sınavda doğru cevabı belirlemek için soruda özellikle hangi mekanizmanın anlatıldığına odaklanmak gerekir.
[HEADING=1]8. Bölüm: Öğrenmek Yalnızca Kendimizin Yaşadıklarıyla Sınırlı Değil[/HEADING]
Sınava bir ay kala kütüphanedeki grubumuz dağılmaya başlamıştı. Bazılarımız deneme sınavlarına ağırlık veriyor, bazılarımız eksik konularını tamamlıyor, bazılarımız da yanlışlarını yeniden çözüyordu.
Bir gün Zeynep yanımıza geldi ve matematik denemesinde beklediğinden yüksek puan aldığını söyledi. Nasıl çalıştığını anlattığında, bir soruyu yanlış yapan öğrencilerin çözümü yalnızca okumak yerine neden yanıldıklarını yazmalarını önerdi.
Mert bu yöntemi hemen kendi çalışma planına ekledi. Ben de yanlış cevaplarımın yanına kısa açıklamalar yazmaya başladım. Elif ise çalışma grubumuzdaki herkesin aynı yöntemden yararlanıp yararlanmadığını kontrol etmek için birkaç gün sonra sonuçlarımızı karşılaştırmayı önerdi.
Zeynep'in deneyimi hepimizi etkiledi. Onun başarısını gördük, kullandığı yöntemi inceledik ve kendi çalışmalarımızda denedik.
Burada birden fazla öğrenme süreci vardı. Zeynep'in çalışma yöntemini gözlemlemek model almaya örnekti. Onun yönteminin başarılı sonuç verdiğini görerek yöntemi kullanmaya daha fazla istek duymamız ise dolaylı pekiştirme açısından yorumlanabilirdi.
Fakat herkesin aynı sonuçları elde edeceği garanti değildi. Çünkü öğrenme sürecinde önceki bilgi düzeyi, çalışma süresi, dikkat, motivasyon ve bireysel ihtiyaçlar da rol oynuyordu.
Sınav günü geldiğinde dolaylı pekiştirme sorusuyla yeniden karşılaştım. Bu kez seçenekler arasında kararsız kalmadım. Soruda bir öğrencinin arkadaşının ödüllendirildiğini görerek benzer davranışa yönelmesi anlatılıyordu. Doğru cevabı seçtim.
Soruyu çözerken aklıma yalnızca ders kitabındaki tanım gelmedi. Kütüphanedeki tartışmalarımız, Zeynep'in anlattığı sınıf olayı ve arkadaşlarımızın çalışma yöntemleri de gözümün önüne geldi.
O zaman şunu anladım: Bir kavramı gerçekten öğrenmek, onu yalnızca ezberlemek değil, farklı durumlarda tanıyabilmek ve neden önemli olduğunu kavrayabilmektir.
[HEADING=1]9. Bölüm: Konuyu Birlikte Değerlendirelim[/HEADING]
Dolaylı pekiştirme, sosyal öğrenme kuramı içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bireyin davranışları yalnızca kendi yaşadığı sonuçlardan etkilenmez; başkalarının davranışlarının ödüllendirilmesini veya olumlu sonuçlarla karşılaşmasını gözlemlemek de davranış eğilimini değiştirebilir.
Bu süreç eğitimde, aile ilişkilerinde, iş yaşamında ve toplumsal etkileşimlerde karşımıza çıkabilir. Bir öğrencinin arkadaşının çabası nedeniyle takdir edildiğini görmesi, bir çalışanın ekip arkadaşının çözüm önerisinin kabul edildiğine tanık olması veya bir çocuğun yardımsever davranışların takdir edildiği bir ortamda bulunması bu konuyu düşünmek için kullanılabilecek örneklerdir.
Bununla birlikte her gözlem dolaylı pekiştirme değildir. Başkasının davranışını gözlemlemek model almaya; başkasının cezalandırılmasını görmek dolaylı cezaya; kendi davranışının sonucunda ödül almak ise doğrudan pekiştirmeye örnek olabilir.
KPSS açısından en güvenilir yöntem, kavramları yalnızca anahtar kelimelerle ezberlemek yerine olayın tamamını değerlendirmektir. Kim davranışı gerçekleştirdi? Sonuç kimin başına geldi? Gözlemci bu sonucu gördükten sonra ne yaptı veya davranış eğilimi nasıl değişti? Bu üç soruyu sormak, benzer seçenekleri ayırmayı kolaylaştırır.
Hikâyemizi burada bitirirken forumdaki arkadaşlara üç soru bırakmak istiyorum:
1. Bir öğrencinin, arkadaşının öğretmenden övgü aldığını gördükten sonra derse daha fazla katılması hangi kavramla açıklanır? Neden?
2. Bir çalışan, iş arkadaşının bir kuralı ihlal ettiği için uyarıldığını görüp aynı hatayı yapmaktan kaçınıyorsa hangi öğrenme süreci söz konusudur?
3. Bir insan başkasının başarılı olduğunu gözlemlediği hâlde onun davranışını taklit etmiyorsa bu durum, gözlem yoluyla öğrenmenin gerçekleşemeyeceğini gösterir mi?
Siz de cevaplarınızı kendi örneklerinizle paylaşabilirsiniz. Özellikle günlük hayatta karşılaştığınız olayları KPSS kavramlarıyla ilişkilendirmek, konunun daha kalıcı öğrenilmesine yardımcı olabilir.
Unutmayalım: Bazen bir davranışın sonucunu yaşamak için o davranışı kendimizin yapması gerekmez. Başkasının deneyimi de bize bir şey öğretebilir. Dolaylı pekiştirmenin temelinde yatan fikir tam olarak budur.
Kaynakça
- Bandura, A., Ross, D. ve Ross, S. A. (1963). Imitation of Film-Mediated Aggressive Models. The Journal of Abnormal and Social Psychology, 66(1), 3–11.
- Bandura, A. (1977). Social Learning Theory. Prentice Hall.
- Bandura, A. (1986). Social Foundations of Thought and Action: A Social Cognitive Theory. Prentice-Hall.
Şimdi kendimize şu soruyu soralım: Çocuklarımıza, öğrencilerimize veya çevremizdeki insanlara hangi davranışları örnek gösteriyoruz? Hangi başarıları görünür kılıyor, hangilerini farkında olmadan görmezden geliyoruz?
Bu sorular yalnızca psikoloji sınavlarının değil, toplumsal yaşamın da bir parçasıdır.
[HEADING=1]7. Bölüm: KPSS'de Yanlış Şıkkı Seçtiren Küçük Ayrıntı[/HEADING]
Sınava hazırlık sürecinde bazı kavramları tanım olarak bilmek yeterli olmaz. Önemli olan, sorunun içindeki ipuçlarını fark edebilmektir.
Bir akşam Mert bana üç soru sordu.
“Bir öğrenci arkadaşının yüksek not aldığını gördü ve aynı yöntemle çalışmaya başladı. Dolaylı pekiştirme midir?”
“Arkadaşının yüksek not aldığını gördüğü için aynı yöntemi kullanmaya yönelmişse dolaylı pekiştirme söz konusu olabilir,” dedim. “Ama yalnızca yöntemi gözlemleyip uyguladığını biliyorsak model alma da açıklayıcıdır. Sorunun hangi ayrıntıyı vurguladığına bakmak gerekir.”
Mert ikinci soruya geçti:
“Bir öğrenci, arkadaşının kopya çektiği için ceza aldığını gördü ve kopya çekmekten vazgeçti. Bu nedir?”
“Dolaylı ceza.”
Son sorusu daha incelikliydi:
“Öğrenci, öğretmeninin başka bir öğrenciyi takdir ettiğini gördü ama kendisi herhangi bir davranışta bulunmadı. Yine de dolaylı pekiştirme gerçekleşmiş olabilir mi?”
Bu soru üzerinde biraz düşündüm. Başkasının ödüllendirildiğini görmek, gözlemcinin beklentilerini veya davranışa yönelik motivasyonunu etkileyebilir. Ancak davranışın tekrarlanma olasılığının arttığını söyleyebilmek için gözlemcinin davranış eğilimine ilişkin bir değişiklikten söz edebilmemiz gerekir. Gözlemcinin yalnızca olayı görmüş olması tek başına bu etkinin kesin biçimde gerçekleştiğini göstermez.
KPSS sorularında bu ayrım önemlidir. Sorunun kökünde yalnızca gözlem mi anlatılıyor, davranışın taklit edilmesi mi anlatılıyor, yoksa başkasının aldığı ödül veya ceza sonucunda gözlemcinin davranış eğiliminin değişmesi mi anlatılıyor? Önce bunu belirlemek gerekir.
Kısa hatırlatma:
- Başkası ödül alır, gözlemci benzer davranışı yapmaya yönelir: dolaylı pekiştirme.
- Başkası ceza alır, gözlemci benzer davranıştan kaçınmaya yönelir: dolaylı ceza.
- Kişi kendi davranışının sonucunda ödül alır ve davranışını sürdürmeye yönelir: doğrudan pekiştirme.
- Kişi başka birinin davranışını gözlemleyip benzerini yapar: model alma.
Bu kavramlar bazı olaylarda bir arada bulunabilir. Sınavda doğru cevabı belirlemek için soruda özellikle hangi mekanizmanın anlatıldığına odaklanmak gerekir.
[HEADING=1]8. Bölüm: Öğrenmek Yalnızca Kendimizin Yaşadıklarıyla Sınırlı Değil[/HEADING]
Sınava bir ay kala kütüphanedeki grubumuz dağılmaya başlamıştı. Bazılarımız deneme sınavlarına ağırlık veriyor, bazılarımız eksik konularını tamamlıyor, bazılarımız da yanlışlarını yeniden çözüyordu.
Bir gün Zeynep yanımıza geldi ve matematik denemesinde beklediğinden yüksek puan aldığını söyledi. Nasıl çalıştığını anlattığında, bir soruyu yanlış yapan öğrencilerin çözümü yalnızca okumak yerine neden yanıldıklarını yazmalarını önerdi.
Mert bu yöntemi hemen kendi çalışma planına ekledi. Ben de yanlış cevaplarımın yanına kısa açıklamalar yazmaya başladım. Elif ise çalışma grubumuzdaki herkesin aynı yöntemden yararlanıp yararlanmadığını kontrol etmek için birkaç gün sonra sonuçlarımızı karşılaştırmayı önerdi.
Zeynep'in deneyimi hepimizi etkiledi. Onun başarısını gördük, kullandığı yöntemi inceledik ve kendi çalışmalarımızda denedik.
Burada birden fazla öğrenme süreci vardı. Zeynep'in çalışma yöntemini gözlemlemek model almaya örnekti. Onun yönteminin başarılı sonuç verdiğini görerek yöntemi kullanmaya daha fazla istek duymamız ise dolaylı pekiştirme açısından yorumlanabilirdi.
Fakat herkesin aynı sonuçları elde edeceği garanti değildi. Çünkü öğrenme sürecinde önceki bilgi düzeyi, çalışma süresi, dikkat, motivasyon ve bireysel ihtiyaçlar da rol oynuyordu.
Sınav günü geldiğinde dolaylı pekiştirme sorusuyla yeniden karşılaştım. Bu kez seçenekler arasında kararsız kalmadım. Soruda bir öğrencinin arkadaşının ödüllendirildiğini görerek benzer davranışa yönelmesi anlatılıyordu. Doğru cevabı seçtim.
Soruyu çözerken aklıma yalnızca ders kitabındaki tanım gelmedi. Kütüphanedeki tartışmalarımız, Zeynep'in anlattığı sınıf olayı ve arkadaşlarımızın çalışma yöntemleri de gözümün önüne geldi.
O zaman şunu anladım: Bir kavramı gerçekten öğrenmek, onu yalnızca ezberlemek değil, farklı durumlarda tanıyabilmek ve neden önemli olduğunu kavrayabilmektir.
[HEADING=1]9. Bölüm: Konuyu Birlikte Değerlendirelim[/HEADING]
Dolaylı pekiştirme, sosyal öğrenme kuramı içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bireyin davranışları yalnızca kendi yaşadığı sonuçlardan etkilenmez; başkalarının davranışlarının ödüllendirilmesini veya olumlu sonuçlarla karşılaşmasını gözlemlemek de davranış eğilimini değiştirebilir.
Bu süreç eğitimde, aile ilişkilerinde, iş yaşamında ve toplumsal etkileşimlerde karşımıza çıkabilir. Bir öğrencinin arkadaşının çabası nedeniyle takdir edildiğini görmesi, bir çalışanın ekip arkadaşının çözüm önerisinin kabul edildiğine tanık olması veya bir çocuğun yardımsever davranışların takdir edildiği bir ortamda bulunması bu konuyu düşünmek için kullanılabilecek örneklerdir.
Bununla birlikte her gözlem dolaylı pekiştirme değildir. Başkasının davranışını gözlemlemek model almaya; başkasının cezalandırılmasını görmek dolaylı cezaya; kendi davranışının sonucunda ödül almak ise doğrudan pekiştirmeye örnek olabilir.
KPSS açısından en güvenilir yöntem, kavramları yalnızca anahtar kelimelerle ezberlemek yerine olayın tamamını değerlendirmektir. Kim davranışı gerçekleştirdi? Sonuç kimin başına geldi? Gözlemci bu sonucu gördükten sonra ne yaptı veya davranış eğilimi nasıl değişti? Bu üç soruyu sormak, benzer seçenekleri ayırmayı kolaylaştırır.
Hikâyemizi burada bitirirken forumdaki arkadaşlara üç soru bırakmak istiyorum:
1. Bir öğrencinin, arkadaşının öğretmenden övgü aldığını gördükten sonra derse daha fazla katılması hangi kavramla açıklanır? Neden?
2. Bir çalışan, iş arkadaşının bir kuralı ihlal ettiği için uyarıldığını görüp aynı hatayı yapmaktan kaçınıyorsa hangi öğrenme süreci söz konusudur?
3. Bir insan başkasının başarılı olduğunu gözlemlediği hâlde onun davranışını taklit etmiyorsa bu durum, gözlem yoluyla öğrenmenin gerçekleşemeyeceğini gösterir mi?
Siz de cevaplarınızı kendi örneklerinizle paylaşabilirsiniz. Özellikle günlük hayatta karşılaştığınız olayları KPSS kavramlarıyla ilişkilendirmek, konunun daha kalıcı öğrenilmesine yardımcı olabilir.
Unutmayalım: Bazen bir davranışın sonucunu yaşamak için o davranışı kendimizin yapması gerekmez. Başkasının deneyimi de bize bir şey öğretebilir. Dolaylı pekiştirmenin temelinde yatan fikir tam olarak budur.
Kaynakça
- Bandura, A., Ross, D. ve Ross, S. A. (1963). Imitation of Film-Mediated Aggressive Models. The Journal of Abnormal and Social Psychology, 66(1), 3–11.
- Bandura, A. (1977). Social Learning Theory. Prentice Hall.
- Bandura, A. (1986). Social Foundations of Thought and Action: A Social Cognitive Theory. Prentice-Hall.