En iyi tahta kaşık hangi ağaçtan ?

Sude

New member
En İyi Tahta Kaşık Hangi Ağaçtan? Benim İçin Cevabı Bir Kaşık Değiştirdi

Geçenlerde mutfak çekmecesini karıştırırken eski bir tahta kaşığa denk geldim. Sapı biraz kararmış, ortası yıllarca çorba karıştırılmaktan hafifçe incelmişti. İlk bakışta sıradan bir mutfak eşyasıydı. Fakat elimde tutunca çocukluğumun mutfağı geldi aklıma.

Büyük tencerede mercimek çorbası kaynıyor, ocaktan gelen seslere tabak çanak sesleri karışıyor, bir tarafta babam “Şunu biraz daha karıştırmak lazım” diyerek tencerenin başına geçiyor, annem ise mutfakta herkesin ne istediğini aynı anda anlamaya çalışıyordu.

O zamanlar tahta kaşığın hangi ağaçtan yapıldığını kimse düşünmezdi.

Kaşık kaşıktı.

Ama yıllar sonra mutfak eşyaları üzerine merak sardığımda, aslında “en iyi tahta kaşık hangi ağaçtan yapılır?” sorusunun hiç de basit olmadığını fark ettim.

Çünkü mesele yalnızca ağacın sertliği değilmiş.

Ağacın gözenek yapısı, dayanıklılığı, eldeki hissi, ısıya karşı davranışı, kokusu, üretim biçimi, kullanılan yüzey işlemi ve hatta kaşığın hangi yemekte kullanılacağı bile sonucu değiştirebiliyormuş.

Benim bu konudaki küçük araştırmam da böyle başladı.

Bir Akşam Yemeğinde Başlayan Tartışma

Geçen kış ailece yemek yerken konu bir anda tahta kaşıklara geldi.

Masada üç farklı kaşık vardı.

Biri açık renkli ve oldukça hafifti. Diğeri koyu renkli, damarlı ve ağırdı. Üçüncüsü ise yıllardır kullanılan, rengi iyice oturmuş eski bir kaşıktı.

Babam koyu renkli olanı eline alıp,

“Bence ağır olan daha iyidir. Ağırsa sağlamdır,” dedi.

Ben de doğal olarak “O kadar basit mi?” diye itiraz ettim.

Kuzenim Ece hemen araya girdi:

“Benim için ağır olması hiç önemli değil. Tencerenin dibini rahat sıyırıyorsa, elde rahat dönüyorsa ve yemeğe koku vermiyorsa daha iyi.”

İşte o anda tartışmanın aslında iki farklı bakış açısını içerdiğini fark ettim.

Babam daha çok çözüm odaklı düşünüyordu: Uzun süre dayanacak, işini yapacak, kolay kırılmayacak.

Ece ise kullanım deneyimine bakıyordu: Elde nasıl hissettiriyor, mutfakta kullanırken yoruyor mu, yemeğin dokusunu ve aromasını etkiliyor mu?

İkisi de haklıydı.

Üstelik mesele “erkekler şöyle düşünür, kadınlar böyle düşünür” kadar basit değildi. Çünkü aynı masada herkesin yaklaşımı kendi deneyimine göre değişiyordu. Babamın stratejik bakışı yıllarca mutfak eşyalarını tamir edip kullanmasından geliyordu. Ece'nin ayrıntılara dikkat etmesi ise yıllardır yemek yaparken insanların ihtiyaçlarını gözetmesinden.

O akşam fark ettiğim şey şuydu:

İyi bir tahta kaşık yalnızca dayanıklı değil, kullanıcıyla uyumlu olmalıydı.

Peki hangi ağaç bunu en iyi yapıyordu?

İlk Aday: Kayın Ağacı

Araştırmaya Türkiye'de çok sık karşıma çıkan kayın ağacından başladım.

Kayın, tahta mutfak gereçlerinde oldukça mantıklı bir seçenek. Sıkı ve düzgün dokusu, nispeten homojen yapısı ve işlenebilirliği onu kaşık üretiminde kullanışlı hale getiriyor.

Özellikle Türkiye'de kayın ağacından yapılmış mutfak gereçlerine rastlamak şaşırtıcı değil.

Kayın kaşıkların sevdiğim tarafı, gösterişli olmamaları.

Zeytin ağacı gibi kendisini ilk bakışta belli etmiyor. Ama elinize aldığınızda dengeli, doğal ve sade bir his bırakıyor.

Bir gün bir ahşap ustasıyla konuşurken bana şöyle bir şey söylemişti:

“Kaşık için ağacın sadece sert olması yetmez. Ustaya da izin vermesi gerekir.”

Bu cümle aklımda kaldı.

Çünkü gerçekten de kaşık üretmek, ağacı basitçe oymaktan ibaret değil. Ahşabın lifleri, kesim yönü ve kuruluğu önem taşıyor. Gereğinden fazla nemli veya uygun şekilde işlenmemiş ahşap zaman içinde çatlayabiliyor.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) Food Code düzenlemesinde de sert akçaağaç ve eşdeğer sertlikte, sıkı damarlı ahşapların belirli gıda temas ekipmanlarında kullanılmasına açıkça yer veriliyor. U.S. Food and Drug Administration

Bu da bize önemli bir ipucu veriyor:

Mutfakta kullanılacak ahşap seçerken “doğal mı?” sorusu tek başına yeterli değil; ahşabın fiziksel özellikleri de önemli.

Sonra Karşıma Akçaağaç Çıktı

Akçaağaç konusunda araştırma yaptığımda konu biraz daha ilginç hale geldi.

Çünkü akçaağaç, özellikle sert akçaağaç, gıda temasında kullanılan ahşaplar arasında teknik açıdan güçlü bir aday.

FDA Food Code'da sert akçaağaç; kesme tahtaları, kesme blokları ve bazı mutfak gereçleri için açıkça belirtiliyor. U.S. Food and Drug Administration

Bu noktada babamın “Ağırsa sağlamdır” cümlesini tekrar düşündüm.

Gerçekten de sertlik önemli.

Fakat burada küçük bir ayrım yapmak gerekiyor:

Sertlik ile dayanıklılık aynı şey değil.

Bir ağacın çizilmeye veya darbeye karşı dirençli olması, onun nem değişimlerine karşı her koşulda kusursuz davranacağı anlamına gelmiyor.

Ahşap canlı bir malzeme gibi davranmaya devam ediyor. Su alıyor, kuruyor, genişliyor, büzülüyor.

ABD Orman Ürünleri Laboratuvarı'nın ahşap yüzey işlemleri üzerine yayınlarında da nemin ahşapta şişme ve kuruma kaynaklı çatlaklara yol açabileceği, uygun yüzey işlemlerinin ise su etkisini azaltabildiği belirtiliyor. fpl.fs.usda.gov+1

Yani “en sert ağaç = en iyi kaşık” denklemi de eksik kalıyor.

Peki Ya Zeytin Ağacı?

Sonra mutfakta herkesin sevdiği o gösterişli seçeneğe geldim: zeytin ağacı.

Zeytin ağacından yapılmış kaşıkların görüntüsü gerçekten başka.

Damarlı yapısı, renk geçişleri ve kendine özgü görünümü nedeniyle çoğu zaman mutfağın küçük bir dekorasyon parçası gibi duruyor.

Ama benim ilgimi çeken estetikten çok başka bir şey oldu.

Zeytin ağacı kaşık kullanan insanların çoğu, kaşığın elindeki hissinden bahsediyor.

Bu bana mutfak eşyalarının yalnızca teknik nesneler olmadığını düşündürdü.

Dedemden kalan eski bir kepçeyi hatırladım.

Belki bugün herhangi bir mağazada daha düzgün, daha parlak, daha modern bir kepçe bulabilirdim.

Ama o eski kepçenin yerini hiçbir yenisi tutmuyordu.
 
Üst