Piaget hangi akımdandır ?

Sude

New member
PIAGET HANGİ AKIMDANDIR? (KISA CEVAP VAR AMA UZUN ANLATIM DAHA KEYİFLİ)

Jean Piaget denince eğitim ve psikoloji dünyasında çoğu kişinin aklına “çocuklar nasıl düşünür?” sorusu gelir. Ama mesele yalnızca bu kadar basit değil. Çünkü Piaget, bir akıma “şu köşede durayım” diye dahil olan bir düşünürden ziyade, o köşenin duvarlarını yeniden çizen bir isimdir. Yine de akademik düzenin sevdiği netlikte cevap vermek gerekirse: Piaget, bilişsel gelişim kuramı (kognitif gelişim yaklaşımı) ve yapılandırmacılık (constructivism) akımlarıyla anılır.

Kısacası “hangi akım?” sorusunun cevabı tek kelimeyle geçiştirilemez, ama geçiştirilmeye çalışılırsa en çok şu iki kelime öne çıkar: bilişsel ve yapılandırmacı.

DAVRANIŞÇILIĞA KARŞI SESSİZ AMA İNATÇI BİR DURUŞ

Piaget’i anlamak için dönemin psikoloji atmosferine bakmak gerekir. O dönemde davranışçılık oldukça baskındır. Yani insan zihni çoğu zaman “uyaran–tepki” düzeyinde açıklanır. Bir nevi insan, dışarıdan düğmesine basılan bir makine gibi düşünülür.

Piaget ise bu fikre nazik ama kararlı bir şekilde itiraz eder. “Bir dakika” der gibi… ama bağırmadan. Çocuğun zihnini sadece dış etkenlerle şekillenen bir boş levha olarak görmez. Aksine, çocuğun kendi iç dünyasında aktif olarak anlam kurduğunu savunur.

Yani çocuk, pasif bir izleyici değil; adeta küçük bir bilim insanıdır. Deney yapar, hata yapar, düzeltir, tekrar dener. Bazen de bardaktan suyu dökerken “yerçekimi böyle çalışıyor demek ki” sonucuna varır. Her ne kadar bu çıkarım ebeveyn açısından dramatik olsa da Piaget açısından oldukça değerlidir.

İşte bu noktada Piaget, davranışçılıktan uzaklaşarak bilişsel yaklaşımın temellerini güçlendirir.

BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI: ZİHİN BİR İNŞA SAHASI

Piaget’in en bilinen katkısı, bilişsel gelişim kuramıdır. Bu kurama göre insan zihni doğuştan hazır bir “tam sistem” değildir. Aksine, zamanla inşa edilir. Hatta biraz abartarak söylemek gerekirse, zihni bir inşaat sahası gibi düşünebiliriz: sürekli bir şeyler eklenir, çıkarılır, düzeltilir.

Piaget bu gelişimi dört ana evreye ayırır:

* Duyusal-motor dönem

* İşlem öncesi dönem

* Somut işlemler dönemi

* Soyut işlemler dönemi

Bu evreler, çocuğun düşünme biçiminin nasıl basitten karmaşığa doğru ilerlediğini açıklar. Mesela küçük bir çocuk için dünya “gördüğüm şey vardır, görmediğim yoktur” düzeyindedir. Bu yüzden saklanan oyuncak bazen gerçekten “yok olmuş” sayılır. Yetişkin için bu durum biraz komik, çocuk için ise son derece mantıklıdır.

Piaget burada şunu söyler: “Mantık, yaşla birlikte inşa edilir.” Ve bu cümle aslında birçok ebeveynin sabrını açıklayan gizli bir anahtardır.

YAPILANDIRMACILIK: BİLGİ HAZIR GELMEZ, İNŞA EDİLİR

Piaget’in adı en çok yapılandırmacılık (constructivism) ile birlikte anılır. Bu yaklaşımın temel fikri oldukça nettir: bilgi insana verilmez, insan tarafından kurulur.

Yani öğrenci, boş bir bardak değildir; içine bilgi doldurulan bir kap da değildir. Daha çok kendi zihinsel yapısını kuran aktif bir organizmadır. Bu, eğitim anlayışını da ciddi biçimde değiştirir.

Piaget’e göre öğrenme süreci iki temel mekanizma ile işler:

* Özümleme (assimilation)

* Uyumlama (accommodation)

Özümleme, yeni bilgiyi mevcut şemalara uydurma çabasıdır. Uyumlama ise mevcut şemayı yeni bilgiye göre değiştirmektir. Yani zihin bazen “bunu zaten biliyordum” der, bazen de “tamam, eski dosyayı güncelleyelim” moduna geçer.

Bu süreçler aslında günlük hayatın da küçük bir yansımasıdır. Yeni bir cihaz kullanırken “bu düğme kesin başka bir şey yapıyordur” deyip yanlış tuşa basmak ve sonra sistemi yeniden keşfetmek… Piaget bunu görse muhtemelen hafif bir tebessümle onaylardı.

PIAGET VE AKIM MESELESİ: ETİKETİN ÖTESİ

“Piaget hangi akımdandır?” sorusu aslında biraz da sınıflandırma merakının ürünüdür. Bilim dünyası düzen sever; her şeyi bir kutuya koyup etiketlemek ister. Piaget ise bu kutuların kenarlarını biraz zorlayan bir düşünürdür.

Evet, yapılandırmacı akımın temel taşlarındandır. Evet, bilişsel psikolojinin öncülerindendir. Ama aynı zamanda bu iki alanın sınırlarını da genişletmiştir. O yüzden sadece “şu akıma aittir” demek, biraz geniş bir nehri tek bir damla suya indirgemek gibi olur.

Piaget’in yaptığı şey daha çok şudur: insan zihninin nasıl çalıştığını anlamaya çalışırken, akımların sınırlarını yeniden çizer.

EĞİTİM DÜNYASINA ETKİSİ: SINIFTA SESSİZ DEVRİM

Piaget’in fikirleri özellikle eğitim alanında ciddi bir dönüşüm yaratmıştır. Ezbere dayalı öğrenme yerine keşfetmeye dayalı öğrenme fikri onun yaklaşımıyla güç kazanmıştır.

Bugün “öğrenci merkezli eğitim” deniyorsa, bunun arka planında Piaget’in izleri vardır. Öğrenci artık sadece dinleyen değil, deneyen ve keşfeden bir konumdadır.

Bu yaklaşım, öğretmeni de değiştirir. Öğretmen artık sadece bilgi aktaran biri değil, öğrenme sürecini yönlendiren bir rehberdir. Bir anlamda “bilgi dağıtan kişi” olmaktan çıkıp “zihin inşaatının ustabaşısı” gibi bir role geçer.

Bu tanım biraz teknik görünse de sınıf ortamında karşılığı oldukça nettir: daha çok soru, daha çok düşünme, daha çok “neden?”.

SONUÇ: PIAGET’İ BİR KUTUYA SIĞDIRMA ÇABASI

Piaget’i tek bir akıma yerleştirme çabası, aslında onun düşünce yapısının kendisiyle biraz çelişir. Çünkü o, insan zihninin sabit etiketlerle değil, gelişen yapılarla anlaşılabileceğini savunur.

Yine de akademik düzen içinde onu en doğru şekilde “bilişsel gelişim kuramı ve yapılandırmacı yaklaşımın öncüsü” olarak tanımlamak mümkündür. Ama belki de en doğru tanım şudur: Piaget, zihnin nasıl düşündüğünü anlamaya çalışırken, düşünmeyi de yeniden düşündürten kişidir.

Ve belki de bu yüzden, onun adı geçtiğinde konu sadece bir “akım” meselesi olmaktan çıkar; insan zihninin nasıl büyüdüğü, nasıl değiştiği ve bazen nasıl şaşırdığı meselesine dönüşür.
 
Üst